30 Nisan 2011

Neden Geldin?

Temel ölünce öteki dünyanın görevlileri listeye bakar ve Temel'e:
- Ya, senin adın bu listede yok!! Sen neden geldin? Bugün ölmeyecektin yanlışlıkla ölmüşsün. Seni yeniden dünyaya göndereceğiz. Ama kurallara göre insan olarak gönderilemezsin artık!. Ancak istediğin bir hayvan olarak dünyaya dönebilirsin. Ne olmak istersin?
Temel biraz düşünür:
- Yunus paliğu olayım o zaman!!
Ve anında yunus balığı olarak dünyaya ışınlanır. Aradan 3 dakika geçmez ve Temel tekrar öteki dünyaya geri döner. Çok şaşıran görevli:
- Yine ne oldu ya? Biz seni şimdi gönderdik niye geldin ki?
Temel mahcup ve masum, mırıldanır:
- Yuzme bilmeyrum da!!, Boğuldum!


Ahır!!

Kiralık ev arayan Temel, tanıdık diye Dursun’un yanına gider. Emlakçı olan Dursun ona deniz kıyısında dubleks bir ev olduğunu müjdeler. Çok sevinen Temel:
- Kirasu ne kadardur ha puranun ?
Dursun :
- 2 milyar dur!! deyince, duyduklarına inanamayan Temel yeniden sorar:
- Ahıri varmi dur ?
Dursun bozulur:
- Oyle bir evde ahırin ne işu var dur da?
Sinirlenen Temel:
- Ha bu 2 milyari veren öçüz nerde yataçaktur da?

24 Nisan 2011

Sarışık

Barda o meşhur taburelerin birinde oturan kör adam, birden barmene dönüp bağırır:
- Hey! Bir sarışın fıkrası duymak ister misin?
Şen şakrak olan barmen birden susar.Ortamın sessizliğini kör adamın yanındaki  bozar ve fısıltıyla karışık dürter :
- Fıkrayı anlatmadan önce bilmen gereken bir şey var beyim!!. Öncelikle barmen sarışın, fedaisi de sarışın, üstelik ben de 1.95 boyunda, 200 kg ağırlığında, karatede kara kuşaklı bir sarışınım. Bununla birlikte yanımda oturan da 2.02 boyunda, 225 kilo ağırlığında sarışın da bir halterci. Senin sağındaki arkadaş ise 2.20 boyunda, 300 kg ağırlığında sarışın bir güreşçi. Bu konuda hala ciddi misin?.Bu fıkrayı yine de anlatmak istiyor musun, bayım?
Kör adam:
- Off!! Hayır!! En az beş kez açıklamak zorunda değilim ki!! Aaaa?!!

16 Nisan 2011

Sınıflama..

Oto galeri sahibi, düşünceli düşünceli başını sallayıp, karısına yakındı:
- Anlayamadım yahu! Üç ay önce yeni evli bir çifte, kelepir bir otomobil satmıştım. Aradan bunca zaman geçti, metelik göndermediler daha!!. Acaba başlarına bir şey mi geldi? Çok da dürüst ve sevimli insanlardı.
Bunun üzerine bir mektup daha yazıp, durumu hatırlatmaya karar verdiler. Ve üç gün sonra şu yanıtı aldılar:
- Sayın bayım... Evliliğimizin ilk gününde, oturup alacaklılarımızı üç gruba ayırdık:
1) En münasip zamanda alacakları ödenecek olanlar
2) Er geç alacakları bir gün ödenecek olanlar
3) Alacakları hiç bir zaman ödenmeyecek olanlar…
Gösterdiğiniz olağanüstü nezaket karşısında sizi üçüncü gruptan ikinci grup alacaklılar sınıfına geçirdiğimizi bildirir, saygılarımızı sunarız.


Limon suyu!!

Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve baş rahibenin önünde diz çökerek;
- Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi...
- Neler geldi kızım?
- Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldiyse, bahçıvanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana...
- Hımmmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç.
- Aaa, limon hamileliği önler mi?
- Hamileliği önlemez de, en azından suratındaki sırıtmanı engeller.




14 Nisan 2011

Sorunsal Faaliyetler!!

İstanbul Üniversitesi'nde (İÜ) 5 yıldır uygulanan fakülteler arası geçiş yasağının gerekçesini öğrenmek isteyen öğrenciler, bilgi edinme hakkını kullanarak, İÜ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne bir dilekçe verdi.
Öğrencisi oldukları Fen Edebiyat Fakültesi dışındaki fakültelere güvenlik görevlileri tarafından alınmadıklarını vurgulayan öğrencilerin verdiği dilekçeye, yetkililerden gelen yanıt mı?
- Üniversitemizde fakülteler arası geçiş yasağı uygulanmamaktadır!!
İşin bir başka alkış alan yanı da; dilekçeyi merkez kampüsüne vermesi gereken öğrencinin başka fakülteden olduğu için kaçak girme durumunda kalması..
Hukuk, İktisat ve Siyasal Bilgiler fakültelerinin bulunduğu Merkez Kampüse girmek istedikleri için 45 öğrenciye (Fen Edebiyat fakülteli) soruşturma açıldı. Öğrenciler bu duruma ne mi diyor?
-Bu yasak, kulüp faaliyetlerimizi baltaladı!!

12 Nisan 2011

Kedi!!

Kedi; Tanrı'dan, bir günlüğüne sahibinin yerine geçmek ister. Tanrı, kedinin isteğini kabul eder.Sabah uyandığında kendini evin erkeği olarak yatakta bulur ve günü insan olarak yaşamaya başlar. Akşam olduğunda Tanrı, kediyi çağırır, sorar:
- Ee...!?!  günün nasıl geçti? İnsan olmak hoşuna gitti mi?
Kedi yüzünü buruşturup başlar anlatmaya:
- Sabah tam kalktığımda yalanmak yerine aynanın karşısında bıçakla hiç gereği yokken elimi yüzümü kestim. Yetmiyor gibi otobüste yer olmadığı için yarım saat ayakta kaldım. Oysa kedi olsaydım bir yerlere sığışabilirdim. Sonra işyerinde patronum beni azarladı. Ama hiçbir şey yapamadım. Kedi olsaydım tırmığım ile haddini bildirirdim. Öğle yemeğinde ise haşlanmış sebze vardı. Tuvalete girmek için dakikalarca bekledim. Hâlbuki bir köşede işimi hemen halledebilirdim..
Tanrı şaşırır:
- Peki hiç beğendiğin bir şey olmadı mı?
Kedi, kötü kötü gülmeye başlar:
- Olmaz mı?! Komşunun köpeğini arabaya attığım gib kentin öteki ucuna götürdüm, okkalı bir tekmeden sonra orada bıraktım lavuğu!!



11 Nisan 2011

İçine Etmek!!!

Yaşlı kadın, yün satın almak için telaşla tuhafiyeciye girer:
- Köpeğime kazak örmek istiyorum beyefendi, kaç çile yün almam gerekir?
Tuhafiyeci, esnaf olmanın bildik edasıyla:
-  Valla!! Ne bileyim teyze? Köpeğinizin ne büyüklükte olduğunu bilmemiz lazım, onu buraya getirseniz..?./....
Lafı nereye getireceğini fark eden yaşlı kadın, hiç beklemez:
- Saçmalama!! Hoş bir sürprizin içine mi edelim şimdi..!






6 Nisan 2011

Modül!!

Japonya'da hırsızları yakalayan bir robot icat edilmiş, hemen denemişler:
- Amerika’da; 5 dakikada 118 hırsız yakalamış,
- İngiltere’de; 5 dakikada 80 hırsız yakalamış,
- İtalya’da; 5 dakikada 50 hırsız yakalamış,
- Türkiye'de; 5 dakika da robotu çalmışlar...




11 Şubat 2011

Öksür(me)!!

Hostesler dışında tek bir kadının dahi bulunmadığı İstanbul – Bangkok seferini yapan uçakta tıka basa erkek doludur. Uçak; Bangkok’un uluslar arası havaalanına inmeye hazırlanırken pilot, rutin konuşmasından sonra ciddileşen ses tonuyla:
— Beyler! Neden Tayland’a geldiğiniz malum! Ama izin verirseniz, size Tayland Sağlık Bakanlığının 2008 / 2009 verilerini okuyayım. Buna göre, seks alanında çalışan Tayland'lı kadınların %50'sinde AIDS var, diğer %50'sinde de tüberküloz (verem). Bu bilgileri, siz müşterilerimizle paylaşmayı bir görev olarak algılar, size iyi eğlenceler dilerim!!
Tüm müşterilerin pür dikkat pilotun söylediklerine kilitlendiğini suratlardan çıkaran 70 yaşlarında, kulağı iyi işitmeyen, arka sıralardaki bey amca, yanındaki tahtakale bıçkını tezgahtar görünümündeki delikanlıyı dürter:
— Evladım, pilot bey ne dedi, ben tam anlayamadım?
Genç adam bakar, adam sağır. Uzun uzun anlatmanın da güçlüğü var, anlamı yok! Amcanın kulağına eğilip bağırır:
— Amcaaaaa! Öksürenleri becereceksin, öbürlerine dokunmayacaksın!!





9 Şubat 2011

Mısır..

Tanrı, liderleri toplar:
— Size dünyanın sonunun geldiğini bildirmek için geldim. İki gün süreniz var. Şimdi gidin, halklarınıza haber verin!! der ve ortadan kaybolur.
Üç lider, ülkelerine geri döner ve televizyonlardan halklarına seslenir.
Beyaz Saray’dan halkına seslenen Obama:
— Sevgili Amerikalılar! Size bir iyi, bir de kötü haberim var. İyi haber, Tanrı’nın varlığını sizin için doğruladım. Kötü haber ise Tanrı bana iki gün sonra dünyanın sonunun geleceğini söyledi!
Putin televizyona çıkar:
— Rus Halkına!! Çok üzgünüm, size kötü iki haberim var. Birincisi Tanrı var, yani geçen yüzyıl inandığınız her şey yanlış. İkincisi dünyanın iki günlük ömrü var.
Ve Kahire. Mübarek televizyondan Mısırlılara seslenir:
— Mısırlılar!! Size iki harika haberi vermek için buradayım. İlk olarak, Tanrı ile çok önemli bir buluşmadan geliyorum. İkinci iyi haber; o, bana dünyanın sonuna kadar sizin başkanınız olarak kalacağımı söyledi.





2 Şubat 2011

Komik ama gerçek, aslında dramatik!!

1. Exxon şirketine ait bir petrol tankeri, Kanada açıklarında battıktan sonra iki tane deniz ayısı 80.000 dolar harcanarak temizlenmiş ve büyük bir törenle denize bırakılmışlar. Tam 2 dakika sonra herkesin gözleri önünde bir mavi balina, deniz ayılarını yemiş.
2. New York'ta yaşayan bir psikoloji öğrencisi kız, boş odasını bir marangoza kiralar. Amacı, onunla konuşup, adamın davranışlarını incelemek. Ama iki hafta sonra marangoz kızı bir balta ile parçalar.
3. Bonn'da iki gösterici, domuzların kesimevine barbarca götürülüp orada kesilmelerini protesto ederken, domuzların bulunduğu yerin kapıları kırılır ve 2000 domuz kaçışırken, iki göstericiyi ezerek öldürürler.
4. Amerika'da kadının biri evine gelir ve kocasını mutfakta titrerken görür. Belinden su-kaynatıcıya doğru bir kablo gitmektedir. Kadın hemen kalın bir tahta parçası bulur ve adamın koluna vurarak onu elektrik sokundan ayırmaya çalışır. Adamın kolu iki yerinden kırılır. Sonradan anlaşılır ki, kocası orada mutlu bir şekilde walkman dinliyordur.
5. Iraklı bir terörist postaya bombalı-mektup verir. Posta ücreti eksik ödendiği için mektup kendisine geri postalanır. Her şeyi unutan terörist mektubu açınca parçalanarak ölür.



29 Ocak 2011

Mantık...

Yeni öğretim yılına başlayan öğrenciler, haftalık ders programlarına yeni giren mantık dersini görürler. Çok geçmez bu derse yaşlı bir profesörün de gireceğini öğrenirler.
Sonuçta merakla bekledikleri ilk mantık dersi başlar. Meraklı öğrencilerden biri söz ister:
— Sayın Profesör, mantık bize ne öğretir? Lütfen her şeyden önce bize bunu anlatır mısınız?
Profesör; kendine, derse, merak ve şüpheyle bakan öğrencilerine:
— Mantık dersinin insan düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür. Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum. Farz edin ki, maden ocağından iki insan çıkıyor, birisinin üzeri tertemiz, diğerininki ise kömür karası içinde. Bunlardan hangisinin yıkanması gerekir?
Öğrenciler, hiç tereddüt etmez:
— Elbette ki, kirlisi yıkanmalıdır! diye bağırır.
Profesör, gülümseyerek konuşmasını sürdürür:
— İşte evlatlarım, mantık bu soruya yanıt vermeden önce şu soruyu sorar: Nasıl olur da bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerinin ki kirli olabiliyor?





28 Ocak 2011

Kin..

Fadime; biricik sevdiğini,Temel’ini, İdris’in hanımı ile hem de kendi yataklarında sarmaş dolaş yakalayınca, sesini çıkarmaz ve hemen İdris'e gidip durumu anlatır.
İdris köpürür:
— Vay adi uşağum! Şimdi ben ona gününü göstermez miyum!! diye dövünürken Fadime atılır:
— İdris! Sen de intikaminu penden al!!!
Beraber olurlar, bir kaç kez intikam alındıktan sonra, sigara molası verilir, Fadime, İdris’e:
— Bir kere daha intikam alsana! deyince, yattığı yerden doğrulup sigarasından derin bir nefes çeken idris:
— Penum kinum geçmiştur da!!





Kısmet!!

Gece vakti, kasabadaki tek otele yerleşmeyi başaran adam; bir duş alır ve hemen bara iner.. Bakar, 50–55 yaşlarında bir hatun, lakin mihrap yerinde. Yanaşır. Bir kaç dubleden sonra hatun olur bir ilahe ve çok geçmez çıkarlar odaya.. Kadın, ilişkiden fazlasıyla memnun kalmış olacak ki, adamın kulağına fısıldar:
— Seni ödüllendirmem gerek, hiç anne kız birlikte oldun mu?
Duyduklarına inanamayan adam:
— Hayır...
— İster misin peki?
— Bayılırım..
Kadın:
— Gel o zaman, bize gidelim.
Yola çıkarlar, bir süre sonra kasabanın sonunda tek katlı bir eve varırlar. Bahçeye önde giren kadın, evin kapısını açar, karanlıkta içeriye seslenir:
— Anne! Anneciğim!! Sana bir sürprizim var... Uyumadın değil mi?





27 Ocak 2011

Kimdir?!

Yahudi asıllı bir Rus; İsrail'e göçme iznini alır. Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasındaki Lenin’in büstünü bulurlar:
— Bu nedir?
Yahudi:
— Bu nedir? sorusu yanlisdir yoldaş!! Bu kimdir? demeniz gerekirdi!!. Bu Lenin’dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. Bende bunu bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım.
—Tamam, geçebilirsiniz!
Tel Aviv havaalanında gümrük memuru büstü görür ve sorar:
— Bu nedir?
Yahudi:
—Bu nedir? sorusu yanlisdir pasam!! Bu kimdir? demeniz gerekirdi! Bu Lenin’dir. Bu deli cani yüzünden Rusya'yı terk etmek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım!
—Tamam, geçebilirsiniz!.
Adam evine gelir, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi nedeniyle de akrabalarına davet verir. Yeğenlerden biri sorar:
—Bu kimdir?
Yahudi:
— Bu kimdir? sorusu yanlisdir kuzum! Bu nedir? demen gerekirdi!..Bu; on kilogram, yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV’siz!!!


23 Ocak 2011

Cola!!

Çok iyi giyimli, prezantabl iş adamı, Vatikan'a gelince, Papa'yla görüşmek istediğini söyler. Kendisini bir kardinale götürürler. Adam ısrar eder.
— Sizinle değil, doğrudan Papayla yalnız görüşmek istiyorum.
Sonunda adamı Papa'nın huzuruna çıkarırlar. Ancak, adamın ısrarla papadan ne istediğini merak eden kardinaller, kapının dışında içerideki konuşmalara kulak kesilirler..
İçeride sesler yükselmiştir.

Adam:
— 1 milyar Dolar.
Papa:
— Olmaz!!
— 2 milyar Dolar.
— Hayır!!.
— 5 milyar dolar.
— Hayır!!!
Adam kapıyı çarpar, hışımla uzaklaşırken kardinaller içeri koşuşur.
— Sayın Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Düşünün bu para ile kaç katedral, kaç kilise yapılır, dünyanın dört bir yanında kaç misyoner gönderilirdi. Parayı niçin kabul etmediniz?
— Ne yani? Her duadan sonra âmin yerine "kola" mı deseydik?





18 Ocak 2011

Degustatör!!

Kaliteli şarap üreten ünlü bir firmada çalışan çeşnicibaşı ölür, yerine yenisini bulmak için ilan verilir. İlanı gören kirli görünümlü, saç baş dağınık, tam bir ayyaş başvurur. Patron; bir taraftan paspal görünen bu adamı başından nasıl defedeceğini düşünürken, diğer taraftan da onu sınamaya karar verir. Ona içmesi için bir bardak şarap verirler. Sarhoş adam bardağı kafasına diker;
— Muscatel kırmızı üzüm!! Güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmış…..
Patron şaşırır:
— Doğru! der ve ikinci bardağı uzatır. Bizimki yine bardağı kafasına diker ve dilini şapırdatır;
— Bu da güney-batı eğimli yamaçlarda yetişmiş Cabarnet kırmızı!!!, 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmış…
Şaşkınlığı daha da artan patron:
— Doğru! der ve sekreterine göz kırparak bir şeyler ima eder. Patronunun ne dediğini anlayan sekreter doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba çok benzeyen bir bardak dolusu idrarla geri döner. Bizim sarhoş düşünmeden bu bardağı da kafasına diker:
— Hımmm.. Bu bir sarışın!! Hem de26 yaşında ve üç aylık hamile!! Eğer bu işi bana vermezseniz babasının adını da açıklarım!!..


15 Ocak 2011

Ebeveyn:)))

Büyükanne ve Dedenin evindeki telesekreter:
— Günaydın!!! Şu anda evde değiliz, lütfen mesajınızı bip sesinden sonra bırakınız.
 — Biiiiiiiiyyyp!!
— Eğer çocuklarımızdan biri iseniz, "1" e basınız. Daha sonra 1 ila 5 arasında dünyaya geliş sırasına göre kim olduğunuzu belirtiniz.
— Eğer çocuklarla kalmamızı istiyorsanız "2"ye basınız.
— Eğer arabayı ödünç almak istiyorsanız "3" e basınız.
— Bizlerden yıkama ve ütü yapmamızı istiyorsanız "4"e basınız .
— Çocuklarınızın bu gece bizde kalmasını istiyorsanız "5"e basınız.
— Okuldan torunlarımızı almamızı istiyorsanız "6"ya basınız.
— Pazar günü için yemek hazırlamamızı istiyorsanız ya da eve servis edilmesini tercih ediyorsanız "7"ye basınız.
— Bize yemeğe gelmek istiyorsanız "8"e basınız.
— Sorun para ise "9"a basınız.
— Bizi yemeğe davet edecekseniz ya da bizi tiyatroya götürmeyi arzu ediyorsanız, hemen konuşmaya başlayın, DİNLİYORUZ...


7 Ocak 2011

Organizasyon!!

Temel parmağını camla kesince telaşlanır ve yeni kurulan aile hekimliği merkezlerinden birine girer.
İçeride karşısına iki kapı çıkar.
Birinde “Hastalıklar”, diğerinde “Yaralanmalar” yazmaktadır.
Hemen durumuna uyan “Yaralanmalar” kapısından içeri girer.
İlerlerken önüne yine iki kapı gelir.
Birinde “Kanamalı” diğerinde “Kanamasız” yazmaktadır.
“Kanamalı” kapıdan girince iki kapı daha çıkar.
“Hayati önemde olan” ve “Hayati önemde olmayan”
Durumuna uyan hayati önemde olmayan yazılı kapıdan girince kendini sokakta bulur.
Evde Fadime karşılar:
— Uyyy Temelum!! Sana iyi baktılar mı?
—Hiç bakmadilar ama organizasyon müthiş!


Hoşgörü!!

Albay, er, yaşlı kadın ve bir de genç kız trende aynı kompartımanda birlikte yolculuk yaparken, tren bir tünele girer ve kompartıman kararır. Tam o anda:
— MUCUK!  diye bir öpücük sesi ve ardından:
— ŞIIIRRRAAAAKK!  diye bir tokat sesi duyulur.
Tünelden çıktıklarında;
Yaşlı kadın:
— Aferin genç kıza. Nasıl yapıştırdı tokadı! , diye düşünürken kafasını sallar.
 Genç kız:
— Zevksiz herif, bu morukta ne buldu ki, bir de öpmeye kalktı ama kadın da iyi
yapıştırdı ha!, diye düşünür.
Albay:
— Ulan bizim eşşoğlusu er, kızı öptü. tokadı biz yedik, iyimi!!. diye yediği tokada içerler.
Er de içinden:
— Hehe. Aferin ulan bana.!! Elimi öpüp, nasıl yapıştırdım tokadı albaya!!


2 Ocak 2011

Deve!!

Ticaret yaparak zengin, sonunda yaşlanıp, ölüm döşeğine düşen bir adam; bir türlü can veremez. Çocukları babalarıyla ilgili herkesi çağırır ve haklarını helal etmelerini ister. Gelenlerin hepsi haklarını helal eder. Fakat adamcağız yine perişan, çırpınır bir türlü de ölemez.
Hikâye bu ya sonunda adamın hayvanlarını bile getirirler, sorarlar; onlar da haklarını helal ettiklerini bildirir. Ancak yaşlı adam yine ölemez. En sonunda yaşlı bir devesi akıllara gelir. O deveyi de getirirler. Deveye sorarlar:
—Hakkını helal ettin mi?
—Etmedim!
—Yaaa!!! Neden etmedin?
—Bu adam bize çok yük vurdu; affettim. Aç bıraktı, affettim. Kırbaçla canımızı yaktı affettim. Ama biz elli devenin başına bir eşeği getirdi ya; işte bu yüzden bir türlü affedemiyorum bu adamı!!


Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails