30 Ocak 2008

Daha İyi Kazanç!


Adamın biri bir bakmış yazıcısı silik bir şekilde basıyor, hemen teknik servisi arayıp durumu anlatmış. Görevli;
— Temizlenmesi gerekiyor olabilir efendim. Aslında bunu kullanma kılavuzunu okuyarak kendiniz de yapabilirsiniz, çünkü biz bu işlem için elli dolar alıyoruz.
Adam bunu duyduğuna hem çok sevinmiş hem de şaşırmış..
— Patronunuz bu şekilde işe sekte vurduğunuzu biliyor mu?
Görevli;
— Bu zaten patronun fikri! İnsanlar bize getirmeden önce kendileri tamir etmeye kalktıkları zaman daha iyi para kazanıyoruz.

Cennetlik:))


Hoca hanımlara vaaz veriyormuş. Kadınlardan biri sormuş:
— Hoca efendi, bir mühendisle zina yaparsak cezası ne kadar?
Hoca yanıtlamış:
— 3 sene.
Bir diğeri atılmış:
— Peki, hocam ya doktorla zina yaparsam?
— 4 sene.
—Ya avukatla?
— 5 sene.
En sonuncusu sormuş:
— Peki ya bir hocayla?
Hoca parmağını kadına doğru sallamış:
— Seni gidi uyanık seni! Cennete gitmek istiyorsun galiba!

Yanlış Ada!!


Delikanlı zamparalıkta kâmil bildiği arkadaşına yalvarır;
— Abi ne olur! Zamparalık nasıl yapılır? Bana da öğret!
— Bak oğlum! Akşam en son kalkan ada vapuruna bineceksin, Heybeliada da ineceksin, orada eşini bekleyen birçok kadın göreceksin, kocası gelenler birlikte giderler, kocası vapurdan
çıkmayan kadınlardan birini gözüne kestirir beraber yemeğe gitmeyi teklif edersin. Ehhh ondan sonrası sana kalmış.
Delikanlı o gün son ada vapuruna binmiş, vapurdaki sallantı ninni gibi gelince, uyuya kalmış, gözlerini açtığında Heybeliada’yı çoktan geçip Büyükada’ya yanaştıklarını fark etmiş.
— Olsun ada değil mi bir şey fark etmez! deyip, vapurdan inmiş.
Gerçekten de birkaç kadının kocası gelmemiş. Bizimki gözüne kestirdiği hanıma birlikte yemek yemeyi teklif etmiş. Kadın da;
— Burası küçük bir yerdir herkes birbirini tanır bu yüzden evime gidelim!!
Bunlar yemekten sonra gerekli işleme başlamışlar on dakika sonra kapı paldır küldür açılmış ve kadının kocası girmiş.
— Karıcıım geç kalınca bir motor tuttum geldim ve gelmeyince bunu da mı yapacaktın bana?!!
Bu arada bizimkine dönmüş, hiddetle;
— Ulan hergele!! Sana Heybeliada dedik, Büyükada değil!

Bilgisayar İstireem!!


İlkokul öğrencisi Şehmuz okula gelir, ama her tarafı yara bere içinde, hocası sorar,
— Şehmuz oğlum ne bu hal?
— Bubam dövmiştir.
— Niye oğlum?
— Valla bilmirem hocam, akşam evde yatırık, biraz sonra bubamın sesini duyuram,Ali uyudun mi ?Ali'den ses çıkmir, Veli uyudunmi ? e veliden de ses çıkmir. Mehmet uyudin mi? Mehmetden de ses çıkmiir. Şehmuz uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviiy.
— Bak Şehmuz bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek gerekir, der.
Şehmuz kafa sallar eve gider ama ertesi gün daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına;
— Şehmuz yine baban mı dövdü?
— He valla hocam.
— Niye Şehmuz ne oldu?
— Hocam akşam evde yatırık, Ali, Veli, Mehmet den ses çıkmayinca ben de uyumirem ama hiç ses etmirem. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamirem ne oliy biraz sonra anam arkadan da bubam gelirem deyince, nereye gidersiniz? bende gelirem ,dedim..
— Oğlum bunlar anne baba, gider gelir. Sen oralı olma. Uyuyo gibi yap.
— Peki Hocam.
Ertesi gün Şehmuz’un bir bacak kırık gelir okula.
—Bu sefer ne oldu? der hoca.
— Hocam, dediğin gibi yapmişem. Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anama,“ben çocuk istirem, ben çocuk isterem!” diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat “Ben de bilgisayar istirem” dedim!!!!

29 Ocak 2008

Ağızdan Çıkan - ı Sevmem!! :))


Akşam geç vakit lokantaya giren gazeteci Musa Ağacık, lokantadaki garsonu çağırarak:
— Kardeşim demokrasi ve hak adına bana git bir şeyler getir. Karnım çok aç!!
— Peki efendim, diyen garson içeri gider.
Biraz sonra elinde bir tabakla gelerek:
— Buyurun efendim.
Musa Bey, bakar;
— Bu ne?
Garson:
— Efendim, bu danadili. Sadece bu kalmıştı da onu kızartmıştım.
Musa Ağacık elinin tersiyle tabağı ileri doğru iterken:
— Kardeş, demokrasi ve hak adına sen bunu al götür. Ben öyle bir hayvanın ağızdan çıkan pis şeyleri sevmem!. Sonrada:
— En iyisi bana iki yumurta kırda getir!!.

Orta yaş sendromu.:))


Orta yaşlı, yıllarını devlet hizmetinde geçirmiş, feleğin çemberinden geçmiş, içinde yılların biriktirdiği keşkeler, böyle yada şöyle olsalar dan başka uhdesi olmamış, monoton yaşama uymuş, her zamanki gibi eşinin vır vırından bıkmış, daha mesaiye bir saatten fazla zamanı olmasına karşın kendisini sokağa atmış.
Aheste aheste etrafı seyrederek daireye ulaşmak üzere yolla çıkan mazbut memur,.seyir sırasında karşı apartmana odaklanmış birden.Fıstık gibi bir sarışın kendisine el sallıyor, gülücükler gönderiyormuş.
- “Allah Allah rüya mı görüyorum!”diyerek etrafına bakmış, kimsenin olmadığını, işaretin kendine geldiğini anlamış..Afet, kendisini eve çağırmaktaymış.Gözlerine inanamamış.Böyle bir fırsatın bir daha yaşamda kendisine gelemeyeceğini de düşünerek dayanamamış ve eve girmiş.Kadın adeta bir afetmiş ve hemen işe koyulmuşlar.Al takke ver külah devam ederken kadının kocası aniden çıkagelmiş. Vee durumu tüm vahametiyle görmüş; öyle olmaz böyle olur diyerek, garibimizi adamakıllı halletmiş ve
— Bu sana ders olsun! diyerek salmış.
Garibim ertesi gün işe giderken alışkanlıkla aynı pencereye yine bakmış.Ah oda ne!! Sarışın afet yine pencerede ve yine gel gel diye işveyle işaret etmekteymiş..Hatta seslenmiş;
— Dün bir yanlışlık, hata oldu, bu gün adam yok.
Garibim tüm cesaretini toplayarak, eve girmiş. Yine başlamışlar alt alta üst üste, derken kadının kocası yine çıkagelmiş.
— Demek dünkünden akıllanmadın!! demiş ve garibime bir emek daha döşenmiş;
— Sana ders olsun! diyerek bırakmış.
Ertesi gün kaderine küskün bir şekilde yine işe giderken aynı pencereye bir göz atmış… Oda ne? Sarışın yine camda ve durmadan işaret ediyor,
— Gel! Ne olur gel, kocamı hastaneye kaldırdılar artık imkânı yok
gelemez!.
Bunun üzerine garibimiz şöyle bir bakmış;
— Boş ver! Kocan yoksa gelmem!!

28 Ocak 2008

Öt Ula!!


İki sevgili; Fadime ile Temel köyün girişinde gizlice konuşuyormuş... Sohbetin en koyu yerinde Dursun dayı,
- Fadimeee !! diye bağırmış...
Babasının sesini duyan Fadime apar topar kaçarken, Temel arkasından seslenmiş;
—Yarın horozun ötme vaktinde burada ol Fadime...
Ertesi gün Fadime gelmiş, ama saatler geçmesine rağmen Temel ortada yok... Meraklanmış kızcağız, kalkıp evine gitmiş, aramış taramış ı-ıh... Tam evden uzaklaşacak kümesten garip sesler geliyor... Dayanamayıp bakmış, bir de ne görsün?...
Temel horozun boğazına yapışmış;
—Öt dedim saa. Çok geç kaldım da!! Öt ula, öt... Öt!... ÖT!!

27 Ocak 2008

Ağaçtakini Alalım..


Kayserili ve Temel Afrika’ya safari yapmaya giderler. Derin ormanlarda Aslan izi sürerlerken birden davul sesi duyarlar ve Kayserili hemen bir ağaca çıkar. Arkasından hemen bir zenci kabilesi gelip yerde kalan Temel’e tecavüz eder. Gittiklerinde Kayserili ağaçtan inip halsiz Temel’e yardım eder, çünkü fena halde yaralıdır.
İkinci gün yine davul sesleri duyarlar, yine Kayserli ağaca çıkar ve Temel yakalanıp tecavüze uğrar. Üçüncü ve dördüncü gün yine aynı olay olur. Ama beşinci gün Kayseriliyi tam ağaca çıkarken Temel tutar;
— Ula dur hele! 4 gündür benim namus cider, bu defa ben ağaca çikacağum da!!.
Kayserili Temel’in haline acır ve” tamam” der.
Zenciler geldiğinde hemen Kayseriliyi yakalarlar, ama başları;
— Bırakın onu; 4 günden beri onu hallediyoruz, artık ondan neşe alamıyorum, bu seferde
ağaçtakini alalım!

Bilinen köy..


Hacı Amca ölmüş..Fakat öbür tarafta karşılayan melekler
— Hacı Amca kusura bakma biz seni yanlışlıkla aldık, daha senin üç yılın var!! Seni eski yerine yollayamayız, herkes öldüğünü biliyor. Bu yüzden başka bir kimlikle gideceksin. Fakat elimizde iki tane kadro var, biri profesörlük diğeri ise ibnelik istediğini seçebilirsin!!
Hacı Amca düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş ve ibneliği seçmeye karar vermiş. Tabi hemen iyilik melekleri yanına gelmişler
— Aman hacım ne yapıyorsun bunca yıl edebinle yaşadın koskoca profesörlük varken hiç ibnelik istenir mi ..?!
—Çok düşündüm, zaten topu topu üç yıl yaşayacağım, bilmediğim onca şeyi kafama sokacağıma, bildiğimi denerim!

26 Ocak 2008

Dökümanter..


Kız arkadaşınızla karınız arasında ne fark vardır?
— 20 Kg.
Erkek arkadaşınızla kocanız arasında ne fark vardır?
— 20 Dakika
Erkeğin kadına açık saçık şeyler söylemesine ne denir?
— Cinsel taciz
Kadının erkeğe açık saçık şeyler söylemesine ne denir?
— 1 dakikası 3.99 dolar
Karınızın öldüğünü nereden anlarsınız?
— Seks açısından fark yoktur ama mutfakta kirli tabaklar üstüste birikir
Kocanızın öldüğünü nereden anlarsınız?
— Seks açısından fark yoktur ama TV. kumandası artık sizdedir.
Kadının belden aşağısının tutmama haline ne denir?
— Evlilik
Bitmiş ampulü değiştirmek için kaç erkeğe ihtiyaç vardır?
— Sıfır. Onlar sadece karanlıkta oturup mızmızlanırlar.
Erkeğin kalbine giden yol nereden geçer?
— Göğsüne doğru keskin bir bıçak darbesinden.
Erkekler ve yer karoları ne açıdan benzeşir?
— İkisini de ilk seferde doğru yere yerleştirirseniz ömrünüz boyunca üstlerinde yürür durursunuz.
Bir kadın için duyarlı, ilgili ve yakışıklı bir erkek bulmak neden zordur?
— Çünkü böyle erkeklerin zaten erkek arkadaşı vardır.
Erkekler çamaşırhanede kıyafetlerini nasıl 2 çeşide ayırır?
—“Kirli" ve "Kirli ama hala giyilebilir"
Yeni köpeğiniz ve kocanız arasında ne fark vardır?
— İlk yılın ardından köpek hala sizi gördüğünde heyecanlanmaktadır.
Erkekler neden asla evlenmeyecekleri kadınların peşinden koşarlar?
— Bunun nedeni köpeklerin asla sürmeyecekleri arabaların peşinden koşmalarıyla aynıdır.
Çıplaklar kampındaki en popüler erkek hangisidir?
— 2 elinde 2 bardak kahve olduğu halde 8 tane de simit taşıyabilen
Çıplaklar kampındaki en popüler kadın hangisidir?
— 8. simidi yiyebilen
Pil ve kadın arasında ne fark vardır?
— Pilin pozitif (+) tarafı vardır.

Aslan ile Boğa..


Boğa ile Aslan eğlenmeye gitmişler. Güzel de vakit geçiriyorlarmış.Gecenin ilerleyen saatlerinde aslan huzursuzlaşmaya başlamış.
— Ben artık kalkayım.
—Aha!!. Sanki her gün buradayız!. Dünyada olmaz 40 yılda bir buluşuyoruz zaten! Otur oturduğun yerde, eğlenemiyorsun...
Tedirgin ve keyfi kaçkın Aslan arkadaşını kıramamış ve yeniden oturmuş. Aradan 1 saati diken üstünde geçirmiş;
— Boğacığım geç oldu,bana müsaade..
— Aşkolsun dostum yaa! Ne güzel eğleniyoruz şurada, biraz daha kal, içelim güzelleşelim!!. Neler oluyor sana!!
Aradan yarım saat geçince, aslanın gözü saatte, iyice huzursuz;
— Boğacığım sana iyi eğlenceler, ben kaçıyorum!
— Aman be sen de amma kılıbıksın. Sanki ben aslanım yaaaa?
Aslan sonunda dayanamamış ve kükremiş:
— Oğluuum! Evde beni İnek değil, Aslan bekliyor, parçalar adamı valla!!

Yeniden Temel..


Başkan Temel..
Başkan Temel bir hapishaneyi teftişe gitmiş.
Bir tanesi dışındaki tüm mahkûmlar suçsuz olduklarını, haksızlığa uğrayıp hapse düştüklerini anlatmışlar.
O tek mahkûm;
— Şeytana uyup bir suç işledim, cezamı hak ettim.
Deyince; Temel, hapishane yöneticilerine dönmüş ve emretmiş:
— Bu adamı serbest bırakın, öteki masum insanların ahlakını bozmasın!


Diş Hekimi;
Diş ağrısı çeken Temel, Dursun’un tavsiyesi üzerine, karı-koca diş hekimlerinin adresini uzun aramadan sonra buldu.
Ortak Tabelada ne mi yazıyordu?
“Diş Hekimi
Oya Bilir - Kaya Bilir”

Gelmedik Zaten
Sol tarafına felç inen Temel;
— Doktor beni morga mı götürüyorsunuz?
— Evet.
— Ama ben daha ölmedim ki...
— Olsun biz de daha gelmedik zaten...

Temel Ölmüş..

Temel cennete gitmiş. Büyükçe kapının önünde; önde bir Müslüman kadın, arkada Hıristiyan bir adam ve Temel sıradalar. Kapı açılmış ve görevli bağırmış.
— Sıradaki gelsiiiin.
Kadın girmiş kapı kapanmış ve içeriden bir saate yakın kadının yürek yakan feryatları duyulmuş. Temel ile Hıristiyan dehşet içinde bekleşirken kapı açılmış. Temel hemen öne atılarak sormuş;
— Ula naptınız kadına?
— Müslüman kadın öyle günahsız çıktı ki zerre kadar bile bulamadık hemen melek olmasına karar verildi. Bilirsiniz meleklerin arkasında iki adet kanat olur. Biz de kanatları monte etmek için üç delik sola üç delik de sağa açtık. Tabi ki delikler açılırken biraz canı yandı ama şimdi alıştı huzur içinde cennetin semalarında uçuyor. Sıradaki gelsiiiin!!.
Hıristiyan girmiş, kapı kapanır kapanmaz ,yarım saate yakın feryat sesleri ,sonunda kapı açılmış. Ayakları korkudan titreyen Temel yine sinirle sormuş;
— Ula Hıristiyan’ı niye bağırttınız?
— O da öyle günahsız çıktı ki direk Hz. İsa’nın havarisi olmasına karar verildi. Bilirsiniz havarilerin kafasında hale vardır. Biz de kafasının üzerine iki sola iki de sağa olmak üzere dört delik açtık. Biraz canı yandı ama şimdi Hz. İsa ile birlikte cennetin semalarında uçuyor. Sıradaki
gelsiiin.deyince Temel ;
— Ben gelmem içeriye.
— Nereye gideceksin peki başka şansın var mı?
— Var. Gerekirse cehenneme giderim.
— Cehennemde kim var biliyor musun?
— Kim var?
— Şeytan.
— Ne yapar ki?
— Vallahi denk getirirse halleder seni.
— Olsun onun deliği hazır.

24 Ocak 2008

Temelce şeyler..


AKŞAM YEMEĞİ
İkisi de fakir olan Temel ile Fadime evlenirler. Aralarında şöyle anlaşırlar :
—Her icimizde aşk içun yaşiyacağuk.
Bir hafta sonra Temel evine geldiğinde Fadime'nin radyatörün üzerine oturmuş olduğunu görür ve sorar :
—Ne yapayisun orada kariciğum?
Fadime :
—Akşam yemeğini ısıtıyirum sevgilum, der.

ALERJİ
Temel, Cemal’e:
—Fadime’nin kürke alerjisi var.
—Nerden pileysun?
—Ne zaman kürk giymiş pi avrat cörse hastalanayı.

ALMANYA

Bir gün Temelin aklına esmiş ve herkese :
—Almanya’ya gidicem, deyip eve saklanmış.
Karısına da tembih edip :
—Sakın!!Kimseye evde olduğumu söyleme...
Ertesi gün Temel'e ihtiyacı olanlar gelmiş, evine..
Karısı da :
—Yok, Almanya’da..
Bunu duyan Dursun hıncı olan Temel'in karısının yanına gitmiş, temiz bir şekilde dövmüş. Temel de evde saklandığı yerden Dursun’un karısını dövdüğünü görünce :
—Ulan Tursin Almanya'da olmasaydım seni öldürürdüm!!


ŞİŞE..
Akıl hastanesinde bir hasta, bakıcısı olan Temel’i yanına çağırır.
— Bana çabuk 5 şişe kola getir.
Temel buna kızar ve hastaya beş tokat atar.
— Al işte kolalarını...
Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, Temel’i çağırır. Bu kez hasta, Temel’i tokatlar. Temel;
— Ne oluyır da?
Hasta karşılık verir.
— Şişeleri getirdim abi!!


23 Ocak 2008

Uyarı:))



Eve gelen Temel'i, Fadime bir karış suratla karşılamış.Kendi kendine 'Geçer' demiş, bir süre görmezden gelmiş..Bakmış geçecek cinsten değil. Fadime’de bir haller var.Şakaya vurmuş;
- Kıız n’ooldu? Bu surat da ne? demesiyle, Fadime başlamış hıçkıra hıçkıra ağlamaya.Sonunda sıkıştırınca öğrenmiş Temel.
— Bugün Dursin'un garisu Huriye geldiydi baaa...
— Eee?
— Baa bah Temel, bundan böyle yatağa girmeden evvel ben de Huriye gibi uyarulmak isteyrum, o'a göre...
Afallamış Temel, şaşırmış tabii. Fadime'ye kızsın mı, hak mı versin bilememiş.Yer sofrasında hiç konuşmadan yemişler akşam yemeklerini. Yemekten sonra Fadime bir hışımla siniyi kaldırmış, bulaşığa girişmiş. Temel de ceketini, kasketini giymiş, kahveye gitmek üzere potinlerini ayağına geçirirken,Fadime'ye seslenmiş:
- Fadiii, bu gece sevişeceez, sonra uyarmadı deme da!

22 Ocak 2008

Temel'den..


Şüphe!!

Temel mutfağın çatısının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış.. Usta gelip şöyle bir bakmış;
- Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?..
- Dün gece.Çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!..

Açma açma !!
Temel otele gitmiş, kendine ayrılan odaya çıkmış..Oda çok sıcak ve havasız..Camı biraz açmak istemış..Camı tam açacakken aşağıdan birisi;
- Açma açma!! diye bağırmış.
Temelde açmamış, yarım saat sonra tekrar açacak olmuş, yıne;
- Açma açma !!dıye bir ses, yine açmamış..
Bu durum bir süre hep böyle sürünce Temel kıllanmış..Aşağıya bi bakmış ki adam aşağıda açma satıyor.

Banka soygunu
Temel banka soymak suçundan yargılanıyordu. Son celseye gelindi.Hakim ağır ağır konuşmaya başladı :
- Delil yetersizliğinden dolayı sanık Temel'in tahliyesine karar verildi.
Bu sözleri duyan Temel, bir sevinç çığlığı attı ve hakime dönüp konuştu :
- Gözünü sevdiğimin hakimi, şimdi bu paralar penum oldi?

Asıl Patron!!


Bir şirketin patronu,çalışanları tarafından ciddiye alınmamaktan muzdarip,içi içini yiyor, kendine çok kızıyormuş.
Saygısız çalışanlarını uyarmak için bir gün şirketine, elinde koca bir tabelayla gelmiş.Tabela da:
- Burada Patron Benim!
Tabelayı kapısının üzerine asmış ve bir süre sonra da iş yemeği için dışarı çıkmış.
Tekrar işyerine geldiğinde, kapısına astığı tabelanın üzerinde şöyle bir not bulmuş:
- Eşiniz aradı, tabelasını geri istiyormuş!..

Anlatamadım ki?


Sağır ve dilsiz kız saldırıya uğradı. Saldıranın kasaba papazı olduğu söylentisi yayıldı.
Papaz,ömür boyu acı içinde yaşadı, kendisini temize çıkarmaya uğraştı. Otuz yıl sonra ölüp de Tanrının karşısına çıkarılınca:
- Ey yüce Tanrım, dedi, benim günahım, kabahatim olmadığını bildiğim halde neden otuz yıl çile çektirdin?
Tanrı, yanıt verdi:
- İnsanlara, Meryem'le aramda bir şey geçmediğini iki bin yıldır anlatamadım. Sana nasıl yardım edebilirdim ki?

21 Ocak 2008

Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz!!


Çiftçinin biri komşu barda oturmuş deli gibi içerken arkadaşı gelmiş;
- Hey, bu güzel günde niye sarhoşlar gibi oturup içki içiyorsun ki?
Çiftçi:Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz..
Adam : Bu kadar kötü olan şey ne?
Çiftçi: Bugün oturmuş bizim ineği sağıyordum. Kova tam dolmuştu ki sol ayağıyla bir tekme attı ve kova devrildi.
Adam : Tamam ama buna bu kadar üzülmeye değmez...
Çiftçi:Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz..
Adam : Sonra ne oldu?
Çiftçi: Bende bir ip aldım ve sol ayagını yandaki direğe bağladım...
Adam : Sonra ?
Çiftçi: Tekrar oturdum sağmaya devam ettim . Kova tam dolmuştu ki sağ ayağıyla bir tekme daha attı ve kova yine devrildi.
Adam : Yine mi?
Çiftçi:Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz..
Adam : Sonra ?
Çiftçi: Bende başka bir ip alıp sağ ayağını da yandaki direğe bağladım. Tekrar sağmaya başladım. Tam kova dolmustu ki aptal inek bu kez de kuyruğuyla bir kova sütü devirdi..
Adam : Hmmm...
Çiftçi:Bazı şeyler vardır ki açıklanamaz..
Adam : Sonra ne yaptın peki?
Çiftçi: Bende baska bir ip aradım bulamııynca da kemerimle ineğin kuyruğunu tavana bağladım. Ve tam o sırada pantolonum düştü ve karım içeri girdi....
Bazi şeyler vardır ki açıklanamaz...

20 Ocak 2008

Mister?!


Adamın biri iş gezisinde de lüks otelde kalırken başucuna bırakılmış “oryantal masajımızı denediniz mi?” yazısını görür görmez hemen resepsiyonu arayıp randevu almış.
10 dakika sonra şirin mi şirin çok çekici, üzerinde de çok az giysi olan bir Japon kız gelip masaja başlamış..Yüzükoyun çırılçıplak uzanan Japon kızın minik ve çıplak ayaklaklarını sırtında hissedince müthiş etkilenmiş. İçi de gıcıklanmaya başlamış.Biraz sonra masöz sırtüstü uzanmasını işaret etmiş.Adam dönünce, ne kadar heyecanlandığının kanıtıda ortaya çıkmış tabii..
Japon masöz işaret edip fıkırdamış;
- Ooooo….Şuna bakın..Vik vik yapmak istermisiniz, Mister?
- Ahh.Evet..Hemde nasıl….!! Demiş adam heyecanla..
Kız banyoya koşmuş, adam heyecanla bekliyor..Aradan dakikalar geçmiş..Kız 10 dakika sonra başını uzatmış banyo kapısını aralayıp…
- Hey Mister!! Bitti mi? Yıldırım Tuna’dan..

Mutfak Robotu!!


Askerliğimi kısa dönem jandarma er olarak yaptım. 1 Mayıs İşçi Bayramı'ndaki kutlamalar nedeniyle biz kısa dönem erlerden de polise destek istemişler. Robocop dedikleri (plastik parçalardan oluşan zırh gibi giysi) üniformalardan dağıttılar.Biz de, "Uff! Robocop olucaz" edalarıyla giydik.Aramızda çesitli birimlerde görevli askerler vardı. Bunlardan biride yemekhane görevlisi İsmail'di.
Başçavuş’un;
- Tek kol aralığı hizaya geeeel, diye bağırmasına rağmen kask nedeniyle duymayan İsmail orada, burada sallanmaya devam edince, başçavuş aynen şöyle bağırmıştı:
- Lan mutfak robotuu! Sen de hizaya geel!!

Leblebi..


Minik oğlan bahçede oynarken, babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana doğru gittiğini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş. Bir de ne görsün. Babası ile teyzesi arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine,
- Anne, anne. Biraz önce babamı ormanda, derken annesi sözünü kesmiş ve

- Dur biraz. Nefes al. Sakinleş. Öyle anlat
Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş,
- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler.

Anne çocuğa dönmüş,

- Dur bakalım, ne kadar ilginç bir öykü bu. Devamını anlatma, sakla. Akşam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanın suratını görmek istiyorum.
Akşam olmuş, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuğa dönmüş;
- Bu gün neler yaptığını bize anlatsana

Oğlan başlamış;

- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteyken senin Amcamla yaptığın şeyden yaptılar.


19 Ocak 2008

Polis Köpeği!!


Adam; yaya geçidinde yeşil ışığın yanmasını beklerken, karşı kaldırımda, kucağında köpeği olan bir çocuğun trafik polisinin paçasını habire çekiştirdiğini görmüş ve ilgisini çeken bu olayı başlamış izlemeye.
Çocuk çekiştirdikce, polis sinirlenip "git buradan" der gibi, bir şeyler yapıyormuş.Kısa aralıklarla paçasını çekiştirip, köpeğini gösteren çocuğu, iyice kızdığı hareketlerinden anlaşılan polis kaba tavırlarla oradan kovmuş.Olanları izleyen adam polisin yanına gelince çıkışmış:
- Ayıp ayıp! Küçücük çocuğa nasıl davranıyorsunuz!
Polis adama dönerek:
- Kardeşim ne diyorsun sen!!
- Görevlerinizi hatırlatırım memur bey!!
- Çocuğun ne dedigini biliyor musun?
-Yahu küçücük çocuk ne diyecek ki?! Herhalde karşıya geçmek isteyecekti. ..
-Yok yaaa...Kucağındaki köpeği becermemi istiyor o !! Yavrularının Polis Köpeği olmasını istiyormuş!! !

17 Ocak 2008

Önce'den..


Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi;
- Nasılsın oğlum iyi misin?
Oğlu şaşkın bir ifadeyle;
- İyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?
- Biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim.
- Anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da
konuşabilirdik..
- Rahatsız mı ettim oğlum?
- Evet anne rahatsız ettin!
- 30 sene önce sen de beni bu saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun!!


Koca lazım!
Adam, yaşı iyice ilerleyen annesini kucaklayıp öptükten sonra;
- Anacığım!! Sana sakız mı alayım, koca mı alayım doğum gününde?
Torun torba sahibi yaşlı ana boynunu büküp;
- Oğul!!Bende sakız çiğneyecek diş mi kaldı?!.

Bulmak..


Yeni evli çift balayı için Paris'e giderler .Başlarlar alışverişe... Bir, iki derken erkek artık sıkılmaya başlar...Nitekim son bir mağazaya erkek girmez, eşi girer... Erkek dışarıda sigara içerken yanına Paris'in fahişelerinden biri yaklaşır ve sorar:
- Benimle gelmek ister misin?

Erkek işi biraz da şakaya dökerek;
- Ne kadar istiyorsun?
- 100 Dolar.
Bizimki şaka yapacak ya anında karşılığı verir:
- 10 dolar vereyim...
Parisli bir el hareketi yapar ve küfrederek uzaklaşır...Bu olayın gerçekleşmesinden kısa süre sonra eşi mağazadan çıkar ve çift kolkola yürümeye başlar... On adım ya atılır atılmaz, sözkonusu fahişe ile karşılaşılır...Fahişe şöyle bir bakar ve erkeğe;
- İşte 10 dolara böyle birini bulabilirsin ancak...

Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails