29 Kasım 2007

Lütfen Yanii!!


Sicilya’nın bir kasabasında kadınlar hiç rahat durmaz ikide bir kocalarını aldatırmış.. Kasabanın yaşlı papazı kocasını boynuzladıktan sonra doğru günah çıkartmaya gelen bu kadınlardan bıkmış..
— Papaz efendi şeytana uyup kocamı aldattım, deyip karşısına geçip günah çıkartmak istediklerinde papaz sinirlenir:
— Ayıptır, günahtır, boyuna kocamı aldattım deyip geliyorsunuz bari ayağımız taşa takıldı deyin, ben anlarım... dermiş.
Kadınlarında işine geldiği için artık kimse kocamı aldattım demez, papaz efendi ayağım taşa takıldı diyerek konuyu açarlarmış..
Derken yaşlı papaz ölmüş yerine bir başka papaz gelmiş ve bakmış ki kasabanın kadınları aşırı derecede namuslu...
Taşa takılıp düştüklerinde oraları buraları açılıyor diye günah çıkartmak istiyorlar.. Doğru belediye başkanına gidip durumu
anlatmış ve derhal kaldırımların düzgün olarak onarılmasını istemiş.
Duruma vakıf olan başkan katılırcasına gülmeye başlayınca papaz şaşırmış ve:
- Sayın başkan gülüyorsunuz ama en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor..Lütfen Yanii!!.

İhtiyarlık:))


Göl kıyısında biri yaşlı iki kişi balık tutmaktadırlar. İhtiyar atar çeker, gençte ise tık yok.
Genç:
— Ne yemi kullanıyorsun amca?
İhtiyar:
— Solucan.
Genç de solucan takar ve o da tutmaya başlar.
Ertesi gün yine aynı yerde buluşurlar. İhtiyar yine balık tutarken, gençte yine tık yok. Genç yine ihtiyara sorar.İhtiyar:
— Bugün ekmek kullanıyorum!.
Genç de ekmek takar o da tutmaya başlar. Ayrılırlarken genç sorar;
— Bir gün ekmek bir gün solucan nasıl karar veriyorsun!
İhtiyar anlatır;
— Sabah kalktığımda donumu indiriyorum, aleti tam ortada tutup bırakıyorum. Sola düşerse ekmek, sağa düşerse solucan! der.
Gençte aynı şeyi yapmaya karar verir. Ertesi gün genç heyecanlı bir şekilde ihtiyarın yanına gelir.
— Yahu bende senin yaptığını yaptım ama ne sağa ne de sola düştü, ortada kaldı.Bu ne anlama geliyor! der.
İhtiyar sinirlenir:
— Ulan seninki sağa sola düşmüyorsa, ne diye balık tutmakla zaman geçiriyon öküz!

Zamane..


Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip profesörünün oturduğu masaya oturmuş. Profesör kaşlarını çatarak:
— Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! Öğrenci:
— O zaman ben uçuyorum...
Profesör öğrencinin verdiği yanıta çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve başarısız olması için elinden geleni yapmış. Ancak öğrenci sınavda tüm soruları mükemmel bir şekilde yanıtlamış. Profesör öğrenciye:
— Sana son bir soru soracağım! Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?
—Para olan çuvalı seçerdim.
— Ben akıl olan çuvalı seçerdim.
Öğrenci:
— Normal! Herkes kendinde ne eksikse onu seçer...
Profesör çok sinirlenmiş; öğrencinin not defterini alıp içine "öküz" yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış. Bir dakika sonra gelerek kapıyı aralamış:
— Sayın profesör, adınızı yazmış, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz.

24 Kasım 2007

Evlilikte Paylaşmak..


Soğuk bir kış akşamı, MacDonalds’ın kapısından içeri yaşlı bir amcayla teyze girmişler, bir masaya oturmuşlar.
Derken amca,kasaya gidip 1 hamburger, 1 büyük boy patates ve bir büyük Cola almış.
Elinde tepsiyle masaya dönmüş, hamburgeri ikiye bölerek yarısını teyzenin önüne koymuş, sonra bütün patatesleri tek tek sayarak onların da yarısını teyzeye vermiş, sonra Cola kutusunu da ortaya koymuş, önce bir yudum kendisi içiyor sonra da teyze bir yudum alıyormuş.
Herkes ne tatlılar, iki tonton buraya gelmişler, bir kişilik yemeği ikisi yiyorlar zavallıcıklar diye onları izliyormuş. Derken bir de bakmışlar ki teyzenin önünde hamburgerle, patatesler olduğu gibi duruyor,kocasının afiyetle yemek yiyişini seyrediyor,arada bir de Cola'dan bir yudum alıyormuş. Sonunda orda çalışanlardan biri dayanamamış, yanlarına gitmiş;
- Affedersiniz, ben sizi izlemekten kendimi alamadım lütfen izin verin size bir menü kendim ısmarlayayım.
Yaşlı amca;
- Teşekkür ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yıldır evliyiz ve her şeyimizi işte böyle paylaşırız, demiş.
Bunun üzerine genç adam teyzeye dönmüş;
- Peki ama teyzeciğim, siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?
Yaşlı teyze yanıt vermiş;
- Dişleri!

Tesisatçı..


Eve bir gün tesisatçı çağırmışlar. Adam çalışırken evin küçük oğlu gelip seyretmeye başlamış. Tesisatçı da çocuğun ilgisini görünce takım çantasından tornavidayı çıkartıp çocuğa:
— Bu ne biliyor musun?
— Biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğüyle prizleri kontrol eder, büyüğüyle masanın bacaklarındaki vidaları sıkar.
- İyi, aferin oğlum..
Sonra eline anahtarı almış;
— Peki, bu ne biliyor musun?
— Biliyorum. Babamda bundan iki tane var. Küçük olanıyla muslukları değiştirir, büyük olanıyla boruları tamir eder..
Tesisatçı;
— Çattık be! demiş içinden. Bu kez de çekici alıp;
— Ya bunu bilecek misin?
— Biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğünü cam takarken kullanır, büyüğünü de duvar kırarken kullanır..
Her sorduğuna cevap yetiştiren çocuğa tepesi atan tesisatçı bu kez fermuarını açıp göstermiş:
— Bunu da bilecek misin lan ukala! deyince çocuk;
— Biliyorum tabii, bundan babamda iki tane var. Küçüğüyle çisini yapar, büyüğüyle de annemi.. :))

21 Kasım 2007

Yumurta Hesabı....


Bayanla erkek, evlenmeye karar vermişler.
Adam;
- Evlenelim ama bir şartım var. Şifonyerin üst çekmecesi bana ait olacak! Kesinlikle açılmayacak! Bu konuda bana söz verebilir misin?
— Söylenenlere bir anlam veremedim ama tamam..Söz veriyorum.
Böylece evlenen çift mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler. Bir gün bayan beyinin söylediklerini hatırlayarak, büyük bir merakla üst çekmeceyi açmış. Çekmecede 3 yumurta ve 700 $ görmüş. Bir anlam veremeyerek, bütün gün merak içinde 3 yumurta ve 700 $’ın ne anlama geldiğini düşünmüş.Akşam beyi eve geldiğinde daha fazla dayanamamış;
— Affet beni bey! Açmamam gereken çekmeceyi bu gün açtım. Bundan ötürü suçluluk duyuyorum,
—Neden açtın ki!
Eşinden daha fazla açıklama gelmediğini gören bayan dayanamamış sormuş;
— Nedir bu 3 yumurta ve 700 $ Bey? Açıklar mısın? Çok merak ettim!
— Söylerim ama bir şartla. Bana kızmayacaksın? Tamam mı?
— Tamam. Söz kızmayacağım.
— Seni her aldattığımda çekmeceye bir yumurta attım.
— İnanamıyorum üç kez aldattın mı beni?
— Evet.
Bayan bunca yıl içerisinde 3 kez aldatılmışlığı kendince makul karşılayarak;
— Affettim bey. Peki, 700 $ nedir? Onu açıklar mısın?
— O da çekmece de yer kalmadığı için sattığım yumurtaların parası.

20 Kasım 2007

Ördek Hesabı..


3 kadına araba çarpar ve ölürler. Tam cennete gireceklerken Cebrail gelir ve der ki;
— İçerisi ördek dolu; sakın ördeklere basmayın cezalandırılırsınız.
— Tamam. diyerek içeri girerler.
İçerisi gerçekten ördek doludur. Ama o kadar çoklardır ki üzerine basmamak mümkün değildir.Nitekim biri basar üzerine ördeğin. Hemen Cebrail görünür ve yanında da çirkin bir erkek getirir, kadının koluna kelepçeler.
— Bundan sonra bu adamla yaşayacaksın! denir.
Diğerleri;
— Yandık hiç çekilmez bu herif! Bari dikkat edelim. derler.
Ama bir kaç gün sonra diğeri de basar bir ördeğin üzerine.Onun da koluna çirkin bir erkek kelepçeler Cebrail.
3.cüsü;
— Yooo! Ben kesinlikle basmamalıyım!
O kadar dikkat eder ki, hiç bir ördeği çiğnemez.
Bir yıl sonra Cebrail elinde yakışıklı bir erkekle görünür. Kadının koluna kelepçeler adamı.
Kadın adama döner;
— Yaşasın! Ördeğe basmadım diye seni bana ödül olarak yolladılar!!
Adam döner kadına ve:
— Salak kadın, ördeğe ben bastım!

İşte Yılın Maili..


İşte güzel, etkileyici olduğunu iddia eden bayanın bir koca adayından bekledikleri ve bir finansçının ona verdiği yanıt:
Nerede Yanlış Yapıyorum?
Okey, lafı dolandırmaktan bıktım. Ben 25 yaşında güzel (olağanüstü güzel)bir kızım. Ayrıca anlaşılır ve harikulade.Newyork'lu değilim. Evlilik için yıllık en azından 500.000$ geliri olan bir adam arıyorum. Kulağa ne kadar garip geldiğinin farkındayım, ama sunu da düşünün ki yıllık yarım milyon dolar New York gibi bir yer için orta sınıf sayılabilecek bir gelir. Yani çok abartmıyorum sanırım.
Var mı buralarda yıllık yarım milyon dolar kazanan biri? Ya da onlardan birisinin karısı?
Bana ipucu verebilir misiniz? Yıllık 200-250 bin dolar kazanan bir iş adamıyla ilişkim oldu ama maddi anlamda engellerle doluydu. 250 bin dolar bana batı central park'ta yaşamayı vaat etmeye yeterli değil. Yoga derslerinden tanıdığım bir kadın bir yatırım danışmanıyla evlendi ve şu an Tribeca'da yaşıyor, o kadından eksik hiçbir şeyim yok. O zaman o neyi doğru yapıyor? Nasıl onun seviyesine erişebilirim?
Aşağıda sorularımı sıralıyorum:
- Bekâr zengin adamlar nerelerde takılıyorlar? Bana belirli bar, restoran isimleri verebilir misiniz?
— Bir eşten beklediğiniz nelerdir? Lütfen dürüst olun beyler, duygularımı incitmekten korkmayın.
— Özellikle bir yaş aralığını hedeflemeli miyim? (bu arada ben 25 yaşındayım.)
— Neden yukarı doğu tarafındaki savurgan hayat yaşayan kadınlar bu kadar basitler? Zengin adamlarla evli ama onlara hiçbir sunamayacak kadar "düz, basit" kadınlar gördüm.
Diğer yandan barda tek başına oturmaya mahkûm olmuş inanılmaz hatunlar?
Buradaki sorun nedir?
— Hangi meslek gruplarına bakmam lazım? Herkes avukat, yatırım danışmanı, doktorları bilir. Bu adamlar gerçekte ne kadar kazanır ve nerelerde takılırlar? Şu hedge fundcuların takıldıkları
yerler nereler?
— Evlilik ya da sadece kız arkadaş olma konusunda nasıl karar verirsiniz? Ben sadece EVLİLİK arıyorum. Lütfen hakaret edecek şeyler yazmayın. Ben burada kendimi dürüstçe ortaya koyuyorum. Bütün güzel kadınlar yüzeyseldir en azından ben öyleyim.Çıkamayacağım adamlar aramıyorum, görünüşü, kültürü, zevkleri uymayan.

İşte finansçı dostumuzun zekice analizi ve verdiği yanıt:
Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum ve ikileminizi son derece anlamlı buldum.Size şu analizi sorununuz için sunuyorum:Öncelikle ben sizin zamanınızı harcamıyorum. Yıllık yarım milyon dolardan fazlasını kazanan biri olarak sizin kriterlerinize uyuyorum. Bunu belirttikten sonra ne düşündüğüme gelince: Tüm yönetim,işletme kurallarını bir kenara bırakalım, öneriniz basit bir ticaret: Siz ortaya güzelliğinizi ben de paramı getiriyorum.Benim gibi bir adam için teklifiniz sıradan, basit ve boktan bir iş teklifi.Bakın neden? Buraya kadar güzel, sorun yok. Ama şöyle
bir mahzur var ki,zamanla sizin güzelliğiniz sönecek ama benim gelirim sürekli artmaya devam edecek. Aslında benim gelirim büyük ihtimal artacak ama şu kesin ki siz gittikçe güzelleşmeyeceksiniz..
İktisadi terimlerle açıklamak gerekirse siz değer kaybeden bir kıymetli varlık (asset) iken ben değer kazanan kıymetli bir varlığım. Ayrıca, sadece değer kaybetmiyorsunuz, değer kaybetme hızınız da gittikçe hızlanıyor. İzin verin açıklayım:
Şuan 25 yaşındasınız ve önümüzdeki 5 yıl için bu müthiş güzelliğiniz devam edecektir ama her gecen yıl azalacaktır bu. Hele 35'e geldiğinizde kafanıza bir taş düşecektir.Wall Street
terimleriyle de açıklamak gerekirse sizi bir ticari pozisyon (trading position) olarak düşünebiliriz, satış değil tut (not a buy and hold) Yani engel... Evlilik. Ticari yaklaşımla sizi satın almak mantıklı değil (bu benden istediğiniz şey) Onun yerine leasing etmeyi tercih ederim!Belki çok acımasız olduğumu düşünüyorsunuz ama şunu söylemeliyim ki eğer param gidecekse, yani siz de, güzelliğiniz gittikçe azaldığı için bir çıktıya "out" ihtiyacım var. Bu kadar basit. Dolayısıyla bu anlaşma evlilik yerine çıkma "dating" durumunda mantıklı olur.Bundan konudan ayrı olarak, kariyerimin ilk yıllarında etkin marketler ile "efficient market"ile ilgili çalıştım. Şunu merak
ediyorum ki, sizin gibi cazibeli, güzel ve harikulade bir güzellik nasıl olurda aradığını şu ana kadar bulamaz? Dolayısıyla güzelliğinizle ilgili bahsettiklerinize inanmakta zorluk çekiyorum.Bu arada, her zaman kendiniz için para yapabilecek bir yol bulabilirsiniz ve sonra bu zor konuşmalara gerek kalmaz.
Ama şu da var ki, siz yinede yolunuzu bulacaksınız.
Klasik "pump and dump"! (hisse senedi fiyatlarıyla ilgili yanlış, yanlı yorumlar sonrasında fiyatlarının birden artıp sonrasında sönmesi)Umarım söylediklerim sizin için yardımcı olur ve söylediğim gibi leasing olayına girmeye karar verirseniz haberim olsun.
New York etkileyici bir yer...

18 Kasım 2007

Alırı(z)m..


Nasa, Mars'a yollayacağı adamı arıyormuş. Adaylara; sadece bir kişi gidebileceğini, gidenin de geri dönemeyeceğini belirtmişler.İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar:
— 1 Milyon Dolar, Kızılhaç’ a bağışlayacağım.
İkinci aday doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
— 2 Milyon Dolar. Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.
Üçüncü aday Temel aynı soruya;
— 3 Milyon Dolar.
Yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuş. Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
— 1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de Mars'a göndeririz.

Yapıyım:))


Kuzey Irak sorunu yüzünden bir Amerikalı ile kapışan Temel;
— Siz Irak'ı haksız yere işgal eden ve teröristlere yardım eden zorbalarsınız!! diye bağırmış.
Amerikalı, hemen karşı saldırıya geçerek;
— Siz Türklerde, borç para yemekten başka bir şey bilmeyen insanlarsınız. Teknolojiden filan da hiç anlamazsınız. Oysa bizim işimiz teknolojidir. Bana bir kalıp çelik yolla, sana koca bir gemi yapayım deyince, kafası iyice kızan Temel;
— O da bir şey mi? Sen bana kız kardeşini yolla, sana geminin bütün mürettebatını yapayım!

Nataşa..


15 yıl kadar oluyor. Hani Nataşaların gündemi meşgul ettiği dönemler. İzmir de oynanan maçta yanıma, süzme ve müthiş çenebaz Karadenizli bir vatandaşımız düştü. Evliydi ve onun da ilgisi vardı Nataşalara.. Dayanamadım sordum;
— Karınızı aldatmak nasıl bir duygu?
Suçluluk duymadığını verdiği karşılıktan anladım;
— Onlar da karı diye yıllarca bizi aldatmuşlardır da!

İtiraflar..


Şirin_82, Erkek, 25, Denizli
Sıkışan romantizm!
Sevgilimin romantizm anlayışı telefonu;
— Sevgilim, sevgilim nasılsın? Burnun kapıya sıkışsın bahçede zıp zıp oynarken... diye giden bir şarkıyı söyleyerek açmaktan oluşuyordu.
— Böyle bir kozalakla nasıl 4 sene geçirdin?" diye kimse sormasın;
— Sıkışa sıkışa...

Garfield05, Kadın, 35, Ankara

Bir şey mi ima etti?
35 yaşında evlenen komşumuzun oğluna;
— O hala bekâr mıydı? 50 yaşında evlenseydi bari!,diyen babam yanında benim oturduğumu görmemiş olabilir mi? Bana bir şey
ima etmiş olamaz; tabii ya olamaz! Ya babam benim yaşımı bilmiyor
ya da hala beni küçük kızı olarak görüyor.

moonlight_9, Kadın, 30, Denizli
Türk Lokumu
Ana haber bülteni muhabiri, Türk lokumlarının Rumlar tarafından tescillendiğini söyleyerek satıcıya;
— Artık lokumlarınızı AB ülkelerinde satamayacaksınız ama.
Satıcı bir an düşünüp gayet kendinden emin bir şekilde şu yanıtı veriyor: - Biz satarız!

Ergonomik, Kadın, 26, İstanbul
Altıpatlar
Üst komşum X Amca geçen hafta ameliyat olacaktı. Kimsesi olmadığı için yardımcı olmak amacıyla eşimle beraber gittik. Ancak doktor önce kan ve idrar tahlili istedi. X Amca konuya doğrudan giriş yaptı; "Kızım, sen gel. Kocanı görünce kusuyor benim altıpatlar." Kocamdan sert bakışlar, benim şaşkın bakışlarım ve doktorun kahkahası...

Kel_Ama_Yakışıklı, Erkek, 29, Ankara
Arka Sıra Dinle Burayı
6 Kasım akşamı, Nilüfer Turizm 18.00 İstanbul-Ankara arabasında arkamda seyahat eden sarışın güzel, beni Bolu'ya kadar kilitlediğinin ikimiz de farkındayız. Ama dikkat edersen inerken seni sallamadım bile. Ne bir göz süzme, ne bir "topraklarımın bütünlüğünü tartışabiliriz" bakışı. Ben sana "olmaz" dedim, ama sen horlarken duymamış olabilirsin tabii.

Fabrikatörcü_, Erkek, 37, İstanbul
Yine aynı konu
Özlemişiz birbirimizi sevgilimle, yastık muhabbeti yapıyoruz. Göğüslerinin güzelliğinden ve büyüklüğünden bahsediyorum. "Ben de büyük severim diyor. Ortam buz kesiyor bir anda. Sonra mı? Özlemlerimizi gidermek sonraya erteleniyor yoğunlaşma bozukluğundan!

Müzevir, Kadın, 34, Kilis
Eyalet-im
İnternette gördüğüm "GA" harfleri için "Bu Amerika'da hangi eyaletin kısaltması?" diye sorduğumda "Galiforniya." diye cevap veren Doç.Dr. bir kocam var.

Cadıyım_evet, Kadın, 30, İzmir
Başın öne eğilmesin
Dolmuşta şoförün arkasına oturdum. Dışarıda deli gibi yağan yağmurun açık olan pencereden beni ıslatması bir tarafa bir de gecen arabalardan sıçrayan çamurdan korktuğumdan şoföre: "Suratıma çamur sıçrarsa yalatırım o çamuru sana!" diye çemkirdim. Şoför dikiz aynasından sırıtarak bana baktı. Ben dikiz aynasından kaşlarım çatık ona baktım. Yanımdaki kadın dönüp hayretle bana baktı. Ben durumu çakıp önüme baktım. Şoförün yanında oturan adam gülerek şoföre baktı. Ben önüme baktım, ben önüme baktım, hep önüme baktım. :))))))))))))))))))))

depresyonlutanrıca, Kadın, 23, Hatay
Boşanma sebebi
Eşinden yeni ayrılan arkadaşım, ayrılık nedenini soranlara "Sanırım bizde erken boşanma var." yanıtını veriyor. Bu benim arkadaşım olamaz değil mi?

uglyking05, Erkek, 30, ABD
Kamerasız olmaz
Evlenmemden iyice ümidini kesen annem, artik e-mail ile bana her hafta bulduğu kızların MSN adreslerini gönderiyor. "Anne bu işler böyle olmaz, yüz yüze görüşmemiz gerekir" dediğimdeyse "Merak etme kamerası olmayanları göndermiyorum." diyor. Canim annem, iyi ki varsın...

kopyakoyun, Kadın, 42, İstanbul
Seçici ozgreenmania;
Ben olayı biraz daha abarttım sanırım. Eski kocama, evlenip mutlu olsun, yuvasını kursun diye birilerini bakmaya başladım bile. Kendisi bizzat rica etti benden. Neymiş; on yıldır evli olduğumuz için onun, nelerden hoşlandığını ondan daha iyi gözlemlemiş biri olduğum için aradığı kadını da sadece ben bulabilirmişim. Anne aradıkları tezi doğru sanırım.

emelim100, Kadın, 32, Yurtdışı
Karizma yerlerde!
1.90 boyunda, 110 kg ağırlığında, kelimenin tam anlamıyla ''ağır abi'' formunda yaşayan, karizmatik kocama sinirlendiğim için az önce telefon ayarlarını değiştirdim. Artık onu arayan herkes, Latif Doğan’dan Küstüm'ü dinleyecek! Bittin güzelim sen bittin.

Çok canlar yakar, Kadın, 23, Yurtdışı
Memleketim erkeklerine sevgiler
Sen kalk, saatlerce hazırlan "Cadılar Bayramı partisine gidiyorum, bu gece asla elim boş dönmem" de; sonra bütün gece "Bu tavuklar haram mı?" "Alkolsüz diye aldığım birada %1 alkol varmış" muhabbeti yapan Suriye, Mısır, Arnavutluk ve Azerbaycan vatandaşlarından başkasını göreme. Ben ülkemi özledim!

İtiraf zor, Kadın, 21, İstanbul
Babam Âşık Oldu
Babam, otuz beş sene sonra anneme "aşkım" demeye başladı. Aldattığını düşünmekteyiz!

xdegilcarpi, Erkek, 25, Antalya
Finans uzmanı
Eski iş arkadaşım askere giderken mesleğini "finansçı" olarak yazdırmış. Bu bilgiye dayanarak kendisine "fayans döşeme" işini uygun görmüşler. Benzerliği kuran, bulan, yaratanları tebrik ediyorum.

İrdi, Erkek, 27, İstanbul
"Sakince"
Bugün bindiğim belediye otobüsünün şoförü, seyir esnasında sakince yerinden kalkıp ön kapının yanına kadar sakince yürüyüp, sakince camdaki buğuyu silip, yine sakince dönüp yerine oturdu. Ben mi? Ben de bu yaşta kalp hastası oldum!

omayraomayra, Kadın, 26, Yurtdışı
Sancılı dakikalar
İlk sevgili, ilk sevişme. Daha önceden izlenilmiş filmlerde görülenlerden de faydalanılarak olaya renk katmak için "ayh, oh, aman" ve benzeri ses efektleri kullanılır. Sevgili olayı yarıda kesip "Ağrıyor mu?" diye sorar. Hayır, Helga’lardan, Olga’lardan öğrendiklerimi uyguluyorum denmez, denemez.

WerderWerememFc, Erkek, 25, Çanakkale
Modern fırlama
Büyük bir gürültü duyup salona koşan ve televizyonu yerde görünce tam 5 yaşındaki yeğenimi azarlayacağı sırada "Sus zaten canımı zor kurtardım!" diyerek arazi olan yeğenime ve ağzının payını alınca dona kalan yengeme büyük bir alkış lütfen.

rumuz1977, Kadın, 30, Ankara
Allah’ım Bu Kâbus Ne Zaman Bitecek?
Değerli üniversite hocam T.O.! Ben senin dersinden geceli ve mezun olalı tam 7 sene oldu. Girme artık rüyalarıma yaa!

Fırsatmaliyeti, Erkek , 21 , Adana
Bahanede son nokta
O kocaman alkışlarınız Has Turizm'in bahane yaratmada usta muavinlerine gelsin lütfen. Muhteremler, 3 saatlik otobüs yolculuğunda erken inen olur da filmi kaçırır diye film izlettirmiyorlar. Tabii bu bahaneyi duyan itiraf.com okuru da elindeki karikatür dergisini bırakıyor. Düşünüyor, düşünüyor, düşünüyor...

Bot Ne Kadar?
Hakiki deri, koyu kahve yarım botu alıp kasaya yaklaşır..
Kasadaki bayan botları poşetlerken, abimiz de sorar;
— 43 lira değil mi?
Tezgâhtar;
— Ne münasebet, bunlar orijinal deri... İndirimli fiyatı da180 lira.
—Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor...

15 Kasım 2007

Kayserili ve Terzi..


Kayserili Ali'ye babası yaşam dersi veriyormuş;
— Oğlum senden ne kadar istenirse yarısından fazla verme!
Ali bir gün terziye takım elbise diktirmiş. Kayserili sormuş ;
— Borcum nedir?
Terzi yanıtlamış;
— 6 milyon.
Kayserili;
— Mümkün değil, 3 milyon.
— Kurtarmaz 4 milyon.
— Mümkün değil 2 milyondan fazla vermem.
Terzi;
— Lanet olsun tamam.
Bu sefer Kayserili;
— 1 milyondan fazla vermem.
Terzi sinirlenmiş;
— Para falan istemiyorum al elbiseni defol!
. Kayserili;
— Bir takım elbise daha dikmezsen, şuradan şuraya gitmem!

14 Kasım 2007

Düğünden Önce - Sonra:))


Düğünden önce ( Yukardan aşağıya okuyunuz . )

ERKEK: ELBETTE,BEN ARTIK
DURAMIYORUM!
KADIN: GİDEYİM Mİ _?
ERKEK: HAYIR,AKLINDAN BİLE GEÇİRME!
KADIN: BENİ SEVİYOR MUSUN _ ?
ERKEK: ELBETTE
KADIN: BENİ HİÇ ALDATTIN MI _?
ERKEK: HAYIR,BÖYLE BİR ŞEY NASIL
AKLINA GELEBİLİR_ ?
KADIN: BENİ ÖPECEK MİSİN_ ?
ERKEK: EVET.
KADIN: BENİ DÖVECEK MİSİN_ ?
ERKEK: HİÇ BİR ZAMAN!
KADIN: SANA İNANA BİLİR MİYİM_ ?
Düğünden sonra ( Aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz !).

Kaç!! :))

Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak kesilip durumu kavramaya çalışıyorum.Çocuk yayalara kırmızı yanarken karşıdan dan karşıya geçmiş, tabii bunu gören polis ceza yazıyor.
Çocuk, "Herkes geçiyordu ben de geçtim" gibilerinden kendini savunuyor.
Polis umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir teyze çocuğa bağırıyor ;
- Kaç oğlum kaç! G.tünde plakan mı var?!

11 Kasım 2007

Havale..


Bir gün melekler telaş içinde Allah'ın katına çıkmışlar, yerlerinde duramaz bir şekilde.
— Allahım Allahım! Amerika ile İngilizler savaşa girdi yardım yapmalıyız.
Allah;
— Aaa dert etmeyin onlar işlerini bilirler, bırakın kendi hallerine!!
Aradan bir iki gün geçmiş melekler yine telaşla gelmiş ve;
— Allahım bu seferde Fransa savaşa katıldı hemen müdahale etmeliyiz.
Allah;
— Karışmayınnn onlar işlerini bilirler!!
Aradan bir iki gün daha geçince yine melekler apar topar soluğu Allah!ın katında almışlar ve;
— Aman Allahım, bu seferde Türkler savaşa katıldı.
Allah;
— Olamaz! Hemen bana tüm silahlarımı getirin kuşanmalıyız, onlar her şeyi bana havale ederler....:)

KİM?


Bir rahibe günah çıkartmak için rahibin yanına gidiyor.
—Benim yaşamımda bir erkek var, ama o… çocuğunun teki!
Rahip soruyor:
—Neden ona o... çocuğu diyorsun?
—Çünkü o benim yanağımı okşayıp, beni öpüyor.
Rahip, rahibenin yanağını okşamış ve öpmüş sonra sormuş:
—Böyle mi?
—Evet!
—Bu ona o... çocuğu demeni gerektirmez kızım!
—Ama o benim elbiselerimi çıkartıp vücudumu da okşayıp öpüyor.
Rahip rahibenin elbiselerini çıkartmış ve bir süre sevişmişler.
Sonra rahip yeniden sormuş:
— Böyle mi?
—Evet!
—Ama bu da ona o.. çocuğu demeni gerektirmez.
—İyi de peder, sonra bir güzel beceriyor beni.
Rahip bunun üstüne rahibeyi beceriyor ve tabii ki soruyor;
—Böyle mi?
—Evet, diyor yeniden rahibe.
— Bu da ona o… çocuğu demen için yeterli sebep değil.
Rahibe bu sefer bağırıyor:
—Ama o AİDS'liymiş.
—Vay o... çocuğu!

6 Kasım 2007

Bir Ölü İçin Kim Ne Der?


Eski dönemlere özenen dindar:
— Allah rahmet eyleye!

Bir sekulerin fazlasıyla kişisel duası:
— Biliyorum, orada bir yerlerden bizi izliyorsun.

Meşk adamlarının anması:
— Senin için içiyoruz! Senin şerefine.

Ucuzcu duygu adamının temennisi:
— Melekler seninle olsun.

Kıyak yapmaya eğilimli dindar:
— Mekânı cennet olsun.

Soğukkanlı ve mesafeli bir işadamı:
— Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Aşırı dindar bir adam:
— İnşallah Peygamber sancağının altında buluşuruz.

Cenazede bile fazlasıyla laik Türkan Saylan duası:
— Işıklar içinde yat.

Ölen öldü diyen dünyevi kişi:
— Allah sevenlerine uzun ömür versin.

Görevini yapan imam:
— Merhumu / Merhumeyi nasıl bilirdiniz?

İyi niyetli cemaat:
— İyi bilirdik.
(En iyi niyetli Çorumlu versiyonunu söyleyemeyelim!!)

Sevgilisini kaybeden romantik:
— Sensizliğe alışmak zor.

5 Kasım 2007

Bu mudur?


Musa Ağacık, yıllardır yaptığı röportajların küçük bir bölümünü "Musa'dan Beri" adlı kitapta topladı.İşte kitaptan birkaç satır.
Ağrı’da konuştuğu 75 yaşındaki Hacı Sıddık Bilgin diyor ki:
— Musa Bey, biz Atatürk’ü çok seviyoruz...
— Zorunuz nedir, neden Atatürk’ü seviyorsunuz baba?
— Çünkü Atatürk Layıglıgı getirmiştir! ..
— Layiglik nedir Sıddık Baba?
— Camiye giden camiye layıgtır, meyhaneye giden,
meyhaneye layıgtır...
— Bu mudur?
— Heee Budur...

Milat:))


Köyün birinde imam cemaate namaz kıldırırken tam secdeye vardığında oldukça gürültülü biçimde yellenir. Utancından apar topar camiden çıkar ve aynı gün köyü terk eder.
Yıllar sonra yine o köyün yakınlarından geçerken özlediğini farkeder, bir uğrasam mı acaba, unutmuşlar mıdır beni, diye düşünür ve oradan geçen genç birini görüp selam verir:
— Sen kaç yaşındasın, kimlerdensin?
— Valla, yaşımı bilmiyorum ama hocanın camide yellendiği yıl doğmuşum.

Mafya Babası..


Bir mafya babasının evli bir kadınla ilişkisi varmış. Kadının evine giderken adamlarına :
— Ben içeriye girdikten sonra hemen büyük bir bez ayarlayın ve pencerenin altında açın. Kadının kocası gelirse pencereden atlayacağım.
Adamları, patronların bu isteğini hemen yerine getireceklerini söylemişler.
Mafya babası kadının evine girmiş, tam soyunmuşken kapı çalmış ve bizimki hemen pencereyi açıp kendini camdan aşağı atmış.

Kadın gidip kapıyı açmış, karşısında patronun adamlarından biri.
Adam süklüm püklüm;
— Patrona söyler misiniz hala bez bulamadık...

1 Kasım 2007

En güzel Erdal İnönü esprileri..

Türkiye onu her zaman tebessümle hatırlayacak..
Erdal İnönü, çok renkli bir siyasetçiydi. Özverili tutumu, mütevazı kişiliği ve ince espri anlaşıyışla pek hatırlanacak.

31.10.2007 15:16
İŞTE O ESPRİLERİNDEN BAZILARI:

GÖREMEZSİNİZ TABİİ!
Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:
- Sayın inönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?
- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

ÖLÜRÜM YOLUNA
Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey'e hitaben "Ölürüm yoluna" diye haykırır.Erdal Bey cevap verir:

- Dur, ölme. Bir oy bir oydur.

O BENİM İŞTE!
Erdal Bey bir gün İstanbul'da taksiye binmiş.

Şoför:
"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun" demiş.
"O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey...
Şaşırmış taksi şoförü...
"Yahu" demiş, "...birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü".
Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:
"O da benim....!"

BİRBİRİMİZİ YİYECEĞİZ
SHP genel başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garsonun "Birşey almak ister misiniz, efendim" sorusu üzerine "Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz" yanıtını verir.

FİLM İYİ Kİ BİTTİ

SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti. Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı. Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler. Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu. İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, "Filmi nasıl buldunuz?' diye sordu.
İnönü cevapladı:
- Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti…

KARAYALÇIN YAPAR!
Kars ve Van mitinglerinden Ankara'ya dönüyordu. Sivas üzerinde uçağın pilotu
"Efendim Ankara semaları kapalı. Kirli bulutlar var. İnişimiz çok güç olabilir. " dedi. Ön koltukta gazete okuyan İnönü'nün cevabı ise şöyle oldu:
- Hiç bir şey olmaz merak etmeyin. Ankara Belediye Başkanı Karayalçın çok çalışkandır. O kirli bulutları hemen temizler!

PLATONİK AŞK
İnönü SHP Genel Başkanıyken dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüşecekti. O günlerde İnönü Yılmaz'ı sert biçimde eleştiriyordu. Yılmaz, Necatibey caddesinde bulunan SHP Genel Merkezine geldi. SHP ile ANAP Genel Başkanları baş başa uzun bir görüşme yaptılar. Herkes sert tartışmalar yaşanmasından endişeliydi. Görüşme sonrası dönemin SHP Genel Sekreteri Fikri Sağlar, İnönü'ye biraz da endişe ile görüşmeyi sordu. İnönü şöyle dedi:
- Çok iyi geçti, Mesut bey partimize aşık oldu. Ama platonik.

BEN KEDİ MİYİM ?
İnönü gençlik yıllarında evinde otururken mutfaktan bir çığlık duydu. Eşi Sevinç Hanım "Erdal koş fare var' diye bağırıyordu. İnönü istifini bozmadı ve eşine öyle seslendi:
- Ne yapayım Sevinç. Ben kedi miyim… ?

NECCAR BEY
İnönü İzmir'e mitinge gidiyordu. Uçakta İzmir milletvekili Neccar Türkcan, yanına gelerek "Efendim İzmir'de vurucu bir konuşma yapmalısınız. Yumruğunuzu da kürsüye vurun. Nasıl iktidara geleceğimizi sert bir üslupla anlatın lütfen' dedi. İnönü ise şu cevabı verdi:
- " Peki ben anlatırım, sonra sözü size bırakırım. Vuruculuğu ve diğer işlemleri siz yaparsınız'...

Çorbamı ki?


Çanava'dan Lıkoğlu Halime Hala yüz yaşına girmişti.
Bir gün yetmiş beş yaşındaki kızı Fadime'nin öldüğünü kulağına bağırırlar.
— Halime Hala, kızın Fadime öldü!!!
— Eee elbette öleceydi. Ne zamanun Fadimesi, der.
Ve hiç ağlamaz...
Yakın bir zaman sonra kocasının öldüğü haber verilince çok ağlar...
— Bu kadar yıl doyamadın mı? diye soranlara ise şu yanıtı verir:
— Çorba mıydi ki doyaydum??!!

Rizeli - Fatih Sultan Kar

Mantık, geldinse üç kere masaya vur!!


Öğrenciler o yılın ders programlarında yeni bir ders olduğunu fark ederler. Dersin adı Mantıktır ve derse yaşlıca bir profesör girecektir.
Sonuçta, ilk mantık dersi başlar.
Çocuklardan biri söz alır:
—Sayın profesör, mantık bize ne öğretir? Lütfen her şeyden önce bunu anlatır mısınız?
Profesör, kendisine merak ve şüpheyle bakan öğrencilerine:
—Mantık dersinin insanların düşüncesine yaptığı etkiyi açıklamak biraz güçtür. Onun için bunu sizlere bir örnekle açıklamak istiyorum. Farz edin ki, maden ocağından iki insan çıkıyor: Birisinin üzeri tertemiz, diğerininki ise kömür karası içinde... Bunlardan hangisinin yıkanması gerekir?
Öğrenciler, hiç tereddüt etmeden:
—Elbette, kirlisi!
Profesör, gülümseyerek:
—İşte çocuklar! Mantık bu soruya yanıt vermeden önce şunu sorar:
“Nasıl olur da bir maden ocağından çıkan iki kişiden birinin üzeri tertemiz iken diğerininki kirli olabiliyor?”

Çocuklara Sormuşşlaar!!


— KİMİNLE EVLENECEĞİNIZE NASIL KARAR VERİRSİNİZ?
"Buna biz karar veremeyiz, Tanrı bunları önceden ayarlamıştır. Biz de kime takılacaksak, bir gün yolda yürürken karşımıza çıkar." Zeynep, 10 yaşında.

— EVLENMEK IÇIN EN UYGUN YAŞ KAÇ OLMALI?
"Yasla ilgisi yok, evlenmek için aptal olmak yeter"Ali, 6 yaşında(bizden akıllı)

— ANNENLE BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDIR?
"İkisi de, başka çocuk istemez." Selin, 8 yaşında.

— BIR KIZLA BIR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR?
"Biriyle çıkmak çok eğlenceli.. Aslında yeterince sabırla dinleyebilirseniz, erkekler bazen güzel
konuşuyorlar." Gamze, 8 yaşında. (gerçekten 8 mi dersiniz?)
"İlk randevuda birbirlerine yalan söylerler. Ama bu yalanlar ikinci kez buluşmak isteyecek kadar ilginç olmalı" [Metin, 10 yaşında (sizce ?)]

— İLK RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN?
"Eve gidip ölü taklidi yaparım. Ertesi gün bütün gazeteleri arayıp ben öldüm ismimi cenaze ilanlarınıza yazar mısınız, derim" Hüseyin, 9 yaşında.

— BİRİNİ ÖPMEK HANGI ŞARTLARDA DOĞRUDUR?
"Çok parası varsa." Petek, 7 yaşında (acaba bunun soyadı "Dinçöz mü?)

"Kanunlar en az 18 yaşında olmalısınız diyor ama kanunları boş ver" Cüneyt, 7 yaşında
(delikanlı çocuk)

"Ben öpmem. Kadınlar öpünce hemen evlenip çocuk yapmak istiyorlar, ben uğraşamam".
Levent, 8 yaşında (daha delikanlı)

— EVLİLİK DIYE BIRŞEY OLMASAYDI NELER OLURDU?
"Hesabını vermemiz gereken bir sürü bebek olurdu".[Murat,8 yaşında (çok zekice)]

— BIR EVLİLİĞİ, SONSUZA KADAR SÜRDÜRMEK İÇİN NE GEREKİR?
"Karının poposu kamyon gibi olsa da, ona çok güzelsin demek gerekir"
Hasan, 10 yaşında (herhalde en doğru yorum buydu!!)

Babalar Kızları, Kızlar Babaları Hakkında Ne Düşünür?


0 yaşında
Baba:
Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı? Gözleri de bana ne kadar çok benziyor.
Kızı: Bu gözlerini benden hiç ayırmayan adam babam olsa gerek.

5 yaşında
Baba: Prensesim benim, güzel kızım. Söyle bakalım baban sana ne alsın?
Kızı: En çok babamı seviyorum. Babam, niye annemle uyuyor? Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin.

10 yaşında
Baba:
Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız?
Kızı: Ben babama aşığım. Büyüyünce babam gibi erkekle evleneceğim. Babam bu ay harçlığımı arttırır mı?

15 yaşında

Baba: Ne kadar da çabuk büyüdü. Eve de gittikçe geç kalmaya başladı, bu gidişle başına kötü bir şey gelecek. Sanırım daha sert konuşmalıyım.
Kızı: Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit geçiremiyorum. Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum. Ne zaman özgür olacağım?

20 yaşında
Baba: Artık sözümü dinlemiyor. Benden giderek uzaklaşıyor. Kendi parasını da kazanmaya başladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii. Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten. Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor.
Kızı: Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor. Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli? Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım. Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!

25 yaşında
Baba: Bir gün bunun olacağını biliyordum. İşte evleniyor. Zaten aramız eskisi gibi değildi. Şimdi bir de kocası var. Prensesim beni terk ediyor.
Kızı: Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu var ki? Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor. Kendi hayalindeki damat değil ya! Sanki birlikte yaşayacak olan o.

30 yaşında
Baba: Çok az görüşüyoruz. Daha sık bir araya gelsek ne iyi olur. Hem torunlarımı da özlüyorum. Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...
Kızı: Babamları da çok ihmal ediyorum galiba. Yine telefonda çok üzgün geldi sesi. Hafta sonu onlara sürpriz yapmak en iyisi.

40 yaşında
Baba:
Kızım, benim entelektüel düzeyimi yeterli bulmuyor. Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum. Oysa küçükken derslerine hep ben yardım ederdim. Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı. Şimdi beni beğenmiyor. Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyeceğim.
Kızı: Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor. Sürekli bir şeylerden yakınıyor. Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama. Ya ona bir şey olursa? Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da olamadım.

45 yaşında
Baba: Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel. Gözüm arkada gitmeyeceğim. Her şeyi kendi başardı. Onunla gurur duyuyorum.
Kızı: Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır değilim. İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten. Allah'ım onu benden alma!

50 yaşında
Baba:
Dünyada mutlu kal kızım!
Kızı: Seni çok özleyeceğim ve arayacağım babacığım. Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana? Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol. Ve hep yanımda olduğunu hissettir, ne bileyim ben, arada sırada işaretler yolla mesela. Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım?

55 yaşında
Kadın: Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım. Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim, çünkü "keşke’lerin” hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum. Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu?

Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails