29 Ekim 2007

Beş Dakika :))


İki sarhoş mezarlığın duvarına yaslanmış içerken,karşıdan bir cenazenin getirildiğini görürler..Bir tanesi merak eder;
— Bu adam neden öldü? diye, koşarak yaklaşır ve oradan birine sorar.
Törendeki adam;
— Rahmetli hep içerdi, sarhoş gezerdi, kısaca ayyaşın biriydi, der.
Arkadaşının yanına döner;
— O da bizim gibi içiyormuş..
Biraz duraksarlar, tedirgin ve hüzünle karışık düşünceler alır bizimkileri.Çok geçmez, bir başka cenaze görünür, ağlayan sızlayanın bini bir para..
Bizim ki yine meraklanır, cenazenin yanına gider;
— Bu adam neden öldü?
— Takdiri ilahi. Halim, selim, hiç içki ve sigarası olmayan bir adamdı.
Sarhoş koşarak arkadaşının yanına gelir;
— İçelim anasını satıyım! İçenle içmeyen arasında beş dakika var!!

28 Ekim 2007

Bizden Biri!..


Cindy Crawford ve Ercan bir gemi kazası neticesinde ıssız adaya düşerler. Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah akşam sevişirler. Ancak bir süre sonra Ercan, durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çıldırır, Ercan’a ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler.
Her türlü fanteziye her şeyiyle emrine amade olduğunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye çalışacağını anlatır. Ercan inatla Cindy'ye;
— İstediğim şeyi yapabilmen mümkün değil, der.
Cindy çaresizlik içinde ısrar eder ve her şeyi göze aldığını söyler. Ercan en sonunda bir denemeye karar verir... Önce Cindy'nin saçlarını kısacık keser. Sonra üstünü örtecek biçimde ceketini giydirir. Kestiği saçlardan bıyık yapar. Cindy, ne olduğunu anlamaya çalışırken Ercan
onu mümkün olduğu kadar erkeğe benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini söyler. Akşam olur ve Cindy erkek kılığında sahile gelir bakar ki, Ercan mükemmel bir rakı sofrası hazırlamış ve masayı mezelerle doldurmuştur. Ercan ve Cindy masaya otururlar ve Ercan elini kanka modunda,Cindy'nin omzuna koyar, bardağını Cindy'ninkine tokuşturur ve şöyle der:
— Ulan oğlum bir aydır kimi götürüyorum söylesem inanmazsın!

27 Ekim 2007

10 Dolar..


Yaşlı bir çift her yıl düzenlenen bir festivale giderlermiş. Her yıl yaşlı adam festivalde düzenlenen 10 dolara uçak gezintisine katılmak ister, her yıl da karısı huysuzlanır,
itiraz eder ve şöyle dermiş:
—10 dolar 10 dolardır..
Üç yıl beş yıl 10 dolar 10 dolardır derken en sonunda yaşlı adam dayanamamış;
— Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.
Fakat karısı tınmamış bile ve şöyle demiş;
—10 dolar 10 dolardır....
Ancak bu konuşmayı uçağın pilotu duymuş ve ikisine de bir pazarlık önermiş:
—İkinizi de uçağa bindireceğim, eğer uçuşun başından sonuna dek ses çıkarmadan durursanız bedava. Ama eğer çıt çıkarırsanız, 10 dolarımı ödersiniz..
Yaşlı çift kabul etmiş. Ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz konusu olduğundan başlamış acayip manevralar yapmaya... Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani duruşlar, dönüşler, dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş;
—Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkinizden de çıt çıkmadı...
Yaşlı adam yanıtlamış:
—Karım uçaktan düşünce söyleyecektim ama 10 dolar 10 dolardır...

Gelor mu, gidor mu?


Uzun ikna turlarından sonra Ermeni mahallesinin 17 yaşındaki güzeller güzeli ve yoksul aile kızı zıvart, mahallenin zengin ve 75 yaşındaki Mıgırdıc Beyi ile evlendirilir.
İlk gece Mıgırdıc bey ölür. Durumu şüpheli bulan savcılığın açtığı dava sonucunda;
Mahkemede hâkim sorar:
— Kızım anlat bakalım nasıl oldu?
Zıvart, utangaç ve ermeni şivesiyle anlatır:
—Valla Hâkim Bey, malumunuz zifaf gezesi... Mıgırdıc bey üstüme geldi.. Basladi titremege... Ben zanetim geloor, meger gidoormus.

26 Ekim 2007

Kurban..



Erzurumluları kurban keserken gören Ermeni, arkadaşına;
— Ben de kurban kesmek istiyorum, der.
— Olur mu..Saçmalama! Sen Müslüman değilsin, kurbanı niye keseceksin ki? diye karşılık verir.
Tabii, Ermeni kararlıdır. Gidip bir inek satın alır. Elindeki bıçakla ineği ve kendini kan revan içinde bırakır. Ama bir türlü ineğin canı çıkmaz. Bunu izleyen arkadaşı;
— Ya bu kadar işkence yeter!! Git şu karşıdaki Müslüman kahvesinden birine rica et, gelip kessin!.
Ermeni elinde bıçak üstü başı kan revan içinde kahveye girer;
— Bir Müslüman arıyorum, der.
Kahve halkından tık yok, biri korkudan;
— Ca... ca... camiye gittiler, burada Müslüman yok, der.
Adam camiye gelir ve içeri girip;
— Müslümanlar buradaymış, öyle mi? der.
Cemaatte çıt yok. Sonunda dayanamayıp arkası dönük olan hocayı işaret ederler. Adam hocanın karşısına dikilir;
— Burada tek Müslüman sensin herhalde.
Hoca;bir kanlı bıçağa,birde kan içindeki adama bakar ve;
— Çim?. Ben?. Bene Müslüman diyenin celmişini ceşmişini....

25 Ekim 2007

İşte Benim Kızım..


İşte benim kızım!
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:
— Evde mi bıraktım acaba?
Onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim. (angelus77)


Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi;
— Keşke korunsaydım.(bendemiuyeolsam)


6. His
— 6. His filmini izledin mi? dedim.
— Hayır, ama çok övdüler dedi.
— Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de çok beğendim dedim.
— Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi.

Sustum. Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz. (cryangelll)


Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının;
— Benden önce biriyle oldun mu? sorusuna,
— Buraya gelmeden önce mi? yanıtını vererek evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı? (Milah76)


Maalesef Kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin Acil Servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun;
— Maalesef annenizi kaybettik, demesiyle annelerinin öldüğünü öğrenemeyen(!) bunun yerine;
— Ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı! deyip doktoru bir güzel döven komşularım var duyurulur... (sazansuzan)

Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri, orucu bozulmasın diye bana ''kanka'' diyor ya...(uglyteacher)


Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de;
— Allah’ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış! diyen ve arkasından kahkahalarla gülen teyzemi ;
— nerelere göndersem acaba? (zubittin)


Efendi Çocuklar
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi gecen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce;
— Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar! dedi. (angelus77)

Afiyet Olsun Şimdiden..


Değişik yaş gruplarındaki öğrencilerin sorulara verdiği komik yanıtlar:

Soru: Dört büyük kitabın adını yazınız.

Yanıt: 1- Ansiklopedi, 2- Sözlük, 3- Kolej sınav kitabı, 4- Kalın roman kitaplar (Serpil- 5)
Soru: İnsanları hayvanlardan ayıran temel özellikler nelerdir?

Yanıt: İnsanların hayvanlardan çok derdi olması. (Buse- 7. Sınıf)
Soru: Zatürree hastalığı nasıl bulaşır?
Yanıt:
Duygusal yönden bulaşır. (Reyhan-Lise 1)
Soru: Trafik polisinin görevleri nelerdir?
Yanıt:
1- Rüşvet almak, 2- Ceza kesmek, 3- Travestileri kovalamak (Adem-6. Sınıf)
Soru: Asgari ücret nedir?
Yanıt:
Askerlik şubesinde verilen ücrettir. (Hasan- 8. Sınıf)
Soru: Enfeksiyon nedir?
Yanıt:
Hükümetin düşüremediği fakat ters düşürdüğü bir hayat şeklidir.(Hüseyin-Lise 1)
Soru: FAO (Dünya Gıda Örgütü) nedir?
Yanıt:
Farkında olmadan ya da istenmeden çıkan bir gazdır. (Mehmet-6. Sınıf)
Soru: Haçlı Seferleri'nin çıkış nedeni nedir?
Yanıt:
Hocam affedersiniz, poponun kışkırtmış olmasıdır. (Ensar-6. Sınıf)
Soru: Dünyanın yuvarlak olduğunu kim kanıtlamıştır?
Yanıt:
Allah kanıtlamıştır. (Sadık-6. Sınıf)
Soru: Ailede demokrasi nasıl olmalıdır?
Yanıt:
Ailede demokrasi, sen istediğin zaman anneni dövemezsin. Ya da evde istediğin için evi

kırıp dökemezsin. Baba olunca olabilir.(Emel-6. Sınıf)
Soru: Kimler oy kullanamaz?
Yanıt:
Hamile olma ihtimali yüksek olanlar. (Selçuk-7. Sınıf)
Soru: Şoka girmiş kişiye neler yapılmaz?
Yanıt:
Tokat atılmaz, yoğurt yedirilmez. (Cihan-8. Sınıf)
Soru: Avrupa'da reform hareketini kim başlattı?
Yanıt:
Riki Martin Luther. (Şenol 7. Sınıf)
Soru: Ege Bölgesi neden girintili çıkıntılıdır?
Yanıt:
Türkiye'nin en kıvrak bölgesi olduğu için. (Halit-7. ınıf)
Soru: Devletin kuruluş amacı nedir?
Yanıt:
Devlet bazı insanların hususi büyük işlerini yapmak için kurulmuştur. (Kübra-7. Sınıf)

23 Ekim 2007

Gazeteci..


Ülkede kriz başlayınca iki genç Türk gazeteci atmışlar kendilerini yurtdışına... Bir iki hafta barlarda zaman geçirip, hayatın tadını çıkartmışlar. Sonra iş aramak için kapıları çalmaya başlamışlar.Bir gün, iki gün, bir hafta, iki derken, ümitleri iyice kırılmaya başlamış.
O sırada bir ilanı görünce gözleri parlamış.
"Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor."
Koşarak gitmişler.
Çiftlik sahibi, tepeden tırnağa süzmüş bizimkileri, sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş,büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş. Günde üç öğün yemek, saati 5 Euro karşılığında, ahırdaki gübreyi,
50 metre ilerideki kuyuya taşımalarını istemiş. Yatacak yer de vermiş. Umutsuzluktan umuda ulaşan bizim Genç Türkler bir haftalık işi iki günde bitirivermişler. Ahır pırıl pırıl olmuş.
Çiftlik sahibi ağzı kulaklarında, bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun, çiftlikte sürekli iş önermiş.Bizimkiler, bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler.
Adam, bu kez onları tavuk çiftliğine götürmüş. Makinenin başına gelmişler, anlatmış olayı;
— Düğmeye basın, yürüyen bant çalışmaya başlar. Önünüzde iki kutu var, irileri sağ taraftakine, küçükleri sol taraftakine koyup, kutuları bantlayıp, ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz. İş bu kadar basit...
Geçmişler bizimkiler birer tarafa basmışlar düğmeye, bant hareket etmiş,önlerine bir yumurta gelmiş, almışlar ellerine, bakmışlar, bakmışlar,"iyi mi, kötü mü, büyük mü, küçük mü? " tartışmaya başlamışlar.Bu arada bant akıyor ve tabii ki yumurtalar da, bandın ucundan çöp tenekesine düşüyor...Çiftlik sahibi tesadüfen gelmiş yanlarına. Bir bakmış ki onlarca yumurta boşa gidiyor, bizimkiler hala ellerinde bir yumurta tartışıyor. Durdurmuş bandı, kızgınlıkla;
— Ne yapıyorsunuz?
Gençler şaşkın bakınca,
— Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?
Bizimkiler;
— Gazeteciydik!
— Belli!! Bok atmayı çok iyi beceriyorsunuz ama kimin büyük kimin küçük olduğunu, iyiyle kötüyü ayırt edemiyorsunuz!

20 Ekim 2007

Temel1


Temel tarikata girmek için başvurmuş. Şeyh’in karşısına
çıkarmışlar. Şeyh Temel'e:
— Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın!
Aradan üç hafta geçmiş ve Temel Şeyh’in önüne tekrar gelmiş.
Şeyh sormuş:
— Temel efendi tamam mı? Sabredebildin mi?
Temel:
— Vallahi, ilk hafta hiç mesele yokti. İkinci hafta sabrim çok zorlandi
ama dayandum. Üçüncü hafta, benim kari üst raflardan bir iki paget almaya çalışiyodi. Pagetler yere duşti, almak için eğilince dayanamadim...
Şeyh:
— Aaaaa, olmadı şimdi. Biz seni tarikata alamayız!
Temel:
— Sittiret tarikatu, artık bizi Migros'a da almiyirler da!!

Borç!!



İki eski arkadaş para çekmek için bankada, gişe önünde beklerken bankaya birden silahlı dört kişi girer. Soygunculardan ikisi silahlarını gişe memurlarına, ikisi de gişe önünde sırada bekleyen müşterilere yöneltir.
Soyguncuların başı;
— Bu bir soygundur ve asla şaka değildir! diye sert bir sesle bağırdıktan sonra, aynı ses tonuyla gişe memurlarına ellerini havaya kaldırmalarını, gişe önünde bekleyen müşterilere de yüzükoyun yere yatmalarını ve saatleriyle ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp, yanlarına koymalarını bildirir.
İki eski arkadaş da yere uzanır, saatlerini ve ceplerindeki tüm paralarını çıkarıp yanlarına koyarken, içlerinden biri ötekine, yüz liralık bir banknot uzatır:
— Geçen ay senden borç aldığım yüz lirayı bir türlü fırsat bulup da sana ödeyememiştim. Hazır şimdi cüzdanımı çıkarınca aklıma geldi... Al şu parayı da, borcumu ödemiş olalım. :)

18 Ekim 2007

Takım Adı Bakış Açısına Göre Değişir:))


Adam daha yeni aldığı son model arabasını keyifle kullanmaya başlamıştır.
Arabada müzik dinlemek ister, radyoyu acar... bir türlü kanal ayarını beceremez, satıcı firmayı arar;
— Dinlemek istediğiniz müzik türünü veya sanatçı ismini yüksek sesle söyleyin derler. Adamın çok hoşuna gider ve;
— Iglesias' der.
Radyodan mekanik bir ses sorar;
- Enrique mi, Julio mu?
Mest olur doğrusu bu teknolojiye;
— Julio, der ve anında kadife sesli şarkıcıyı dinlemeye başlar.
Bir gün canı caz dinlemek ister
— Jones der. Radyo sorar;
—Norah mı, Etta mı, Salena mı?
Norah ister ve onu dinlemeye başlar, tam o sırada kırmızı ışıktadurduğunda arkadan bir araç buna çat diye çarpınca çıldırır ve
— İbne! diye, bağırır.
Radyo sorar,
— Hakem mi, federasyon mu, cim bom mu?

Huri ve Nuri


Adam müftüye gitmiş
— Yahu, hakikaten biz cennete gittiğimizde huri alacak mıyız? demiş.
Müftü,
— Namazını kılar, orucunu tutar, zekâtını verirsen 4 huriyi alacaksın elbette! demiş.
Adamın derdi başka;
— Peki, benim hanım cennete gidince ne olacak? demiş.
Müftü cevap vermiş;
— Ona da 4 Nuri düşer!
Adam şaşkın, ne yani eşit haklara mı sahip olacaklar??
Kös kös evine dönmüş.Bakmış karısı namaz kılıyor..Basmış tekmeyi........
- Ne namazı bu len..? Ha..Ne namazı..?Orospu mu olcen..??

Neredeydin?

Adamla, karısı en çok haftada bir kere sevişebiliyorlarmış. Kadın pazar günü komşusuyla konuşurken sormuş siz kaç kere yapabiliyorsunuz diye? Kadın;
- Bir günde beş defa ,demiş..
Bizimki şok içinde eve dönmüş ve kocasına söylemiş.. Kocası da işi gurur meselesi yapmış, hadi demiş soyun.. 1.defa gayet rahat.. 2.defa sorun yok gibi.. 3.defa zorlanmalar başlamış.. 4.defa iyi yüklenmiş.. 5. defa kanının son damlasına kadar savaşıp 5 yapabilmiş.
Uyumuşlar, sabah bi kalkmış adam saat 8:30. Oysa 8:30`da işte olması gerekiyormuş, koştur koştur işe gitmiş, müdüre;
- Özür dilerim müdür bey bugün yarım saat kadar geciktim, demiş..
Müdür dönmüş ve:
—Ulan hadi bugün yarım saat geciktin, pazartesiyle, salı nerdeydin!!

Öküz..


Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de iş yok, Almanya'ya gitmeye karar vermişler ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya hayvanlar bedava girebiliyormuş. Bunlarda neleri varsa satıyorlar ve bir inek kostümü alıyorlar. Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyorlar..
Gümrükteki memur bunları bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bir tomar saman getiriyor;
- Sen gerçek ineksen bu samanları yersin!.
Temel mecburen yiyor, ondan sonra memur bir kova su getiriyor..
- Eğer sen gerçek ineksen bunu içersin!
Temel içiyor..
Memur bu sefer bir tomar taze ot getiriyor ve ineğin önüne koyuyor Temel mecburen yiyor...
Artık Temel şişiyor ve bir lokma bir şey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada Temel başlıyor gülmeye.
Dursun merak ediyor. Soruyor;
— Ula Temel neden gülirsen?
Temel de;
— Memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor...

Delil..


Adam avukatına giderek, dert yanmış;
— Avukat bey, arkadaşıma 100 milyon borç vermiştim.Borcunu inkar ederek, ödemiyor.
— Elinizde herhangi bir delil, şahit var mı?
— Maalesef yok.
— O zaman size borcu olan 500 milyonu ödemesini istediğiniz bir mektup yazıp, gönderin.
— Ama bana sadece 100 milyon borcu var.
— İyi ya. O da size ''sana sadece 100 milyon borcum vardı.500 milyon nereden çıktı ?'' diye yazacaktır. Aradığımız delil bu...

17 Ekim 2007

Ya Habibi..


Zengin Arap kalp hastasıdır ve ameliyat olacaktır. Doktorları, ameliyat öncesi yedekte önlem olarak kan bulmasını istemişler. Nadir bulunan kanın; tüm arama ve taramalar sonunda Kudüs’te yaşayan bir Yahudi de olduğu belirlenmiş. Yahudi kan vermeye razı olmuş ve ameliyat da başarılı bir şekilde yapılmış.
Ameliyattan sonra zengin hasta, kendisine kan veren Yahudi ye şükranını, teşekkürlerini iletirken beraberin de son model bir otomobil ve bir milyon dolar da para yollamış.
Bir kaç ay sonra Arap’ın bir kez daha ameliyat olması gerekmiş.Yeniden Yahudi’yi kan vermesi için aradıklarında; memnuniyetle kanını verebileceğini söylemiş. Böylece ikinci ameliyatta başarılı bir şekilde sonuçlanmış. Zengin Arap bu kez Yahudi’ye, bir teşekkür notu ve bir kutu da “Şam Baklavası” yollamış.
Karşılığında daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu işe çok bozulmuş. Hemen telefona sarılmış;
— Neden bu kadar cimri davrandınız?
Arap kahkahalar atarken;
— Ya habibi, gözümün nuru..Artık damarlarımda senin kan dolaşıyor!

13 Ekim 2007

O Benim..


Adamın biri süpermarkette.. Arabası ağzına kadar dolu.İçinde üstelik zırıl zırıl ağlayan bir de çocuk var.. Rafların arasında dolaşırken sürekli yumuşak bir ses tonuyla;
— Sakin ol George.. Bağırma George.. Şimdi bitecek inan George.. diye mırıldanıyormuş adam..
Onu takdir dolu bakışlarla izleyen yaşlı bir hanım yanına yaklaşarak;
— Bravo. Küçük George'u sakinleştirmek için gösterdiğiniz sabrınıza hayran kaldım.
Adam sinirle;
— Hanımefendi. George benim!!.

Suratsızmış..


Roger ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Boş zamanlarında hep bowling ve voleybol oynamaktadır. Karısı bu duruma üzülür ve bir hafta sonu onu striptiz kulübüne götürmeye karar verir. O akşam beraberce kulübe giderler. Kapıdaki koruma:
— Hey Roger. Seni görmek ne güzel, der.
Karısı:
— Daha önce buraya gelmiş miydin?
— Hayır o adamı bowlingden tanıyorum.
İçeri girerler ve bir masaya otururlar. Garson gelir:
— İyi akşamlar Roger... Her zamanki gibi cin tonik di mi? Karısı:
— Bana bak sen buraya daha önce geldin değil mi?
— Ne alakası var? Voleyboldan tanırım onu, bir iki tek içmişliğimiz var. Oradan yani.
Karısı pek tatmin olmamıştır, derken striptizci hatunlardan biri masaya gelir ve:
— Selam Roger, yine özel masa şovundan mı istersin?
Karısı hışımla yerinden kalkar ve kulübü terk eder, bir taksiye biner, taksi kalkmadan Roger da biner. Kadın korkunç sinirlidir. Şoför:
— Bu geceki çok suratsızmış Roger...

Karı & Koca Muhabbetleri..


- Koca evine elleri bir sürü kaset dolu olarak girer ve karısı:
—Niye bir sürü kasete para verdin? Bizim evde Teyp yok ki..
—Sen sutyen aldığında ben soruyor muyum?



- Koca eve zil zurna sarhoş girer ve karısına bakarak:
—Ne kadar çirkin olduğunu biliyor musun?
—Sen’de pis ve sarhoşsun.. diye verir karşılık verir karısı.
—Iyi de benimki sabah'a geçecek….


- Kadın Kocasına:
—Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.
Koca:
— Cehennem’de yanasın!!.



-
Eve zamanından önce dönen koca, karısını yatakta en iyi arkadaşlarından biri ile yakalar. Adam hiç bozuntuya vermeden, soğukkanlılıkla silahını çeker ve arkadaşını vurur.
Kadın yatakta şöyle bir doğrulur:
—Bak, bu şekilde davranmaya devam edersen hiç arkadaşın kalmayacak.


-Yeni evli çift balayından dönerler ve kadın kocasına:
— 3 tane nur topu gibi evladımız olacak, der.
— Iyi de nerden biliyorsun?
— Kendileri annemin evinde bekliyorlar. .

Sabah sabah..

Üç rahibe kiliseye giderlerken bir kuşçu dükkânının önünden geçerlermiş. Dükkânın dışında, kafeste bir papağan, rahibeler ne zaman geçse, bağıra bağıra üç renk söylermiş. Örneğin; bir
sabah Beyaz! Beyaz! Kırmızı!, Bir sabah da Mavi! Siyah! Kırmızı! gibi.. Rahibeler buna bir anlam veremez, gülüp geçerlermiş.
Ama rahibelerden birisi bir gün bu olayı çözmüş;
— Bana bakın! O gün biz ne renk iç çamaşırı giyiyorsak; bu papağan,o renkleri sayıyor!!!
Ötekiler çok şaşırmışlar, hatta inanamamışlar. Hep birlikte emin olmak için ertesi sabah üçü de siyah iç çamaşırı giyinmişler, papağanda o sabah;
— Siyah! Siyah! Siyah! diye bağırmış.
Böylece olay iyice anlaşılmış. Bunun üzerine rahibeler papağana oyun oynamak için ertesi sabah iç çamaşırı giymeme kararı almışlar.
Sabah yine kuşçu dükkanının önünden geçerken heyecan dorukta.... Papağanın sesi duyulmuş;
— Kıvırcık! Kıvırcık! Düz!

12 Ekim 2007

Otuz Yaşını Geçmiş Kadın..


Andy Rooney der ki..." Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım."
İşte bunun nedenlerinden bir kaçı;
. Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp "ne düşünüyorsun?" diye sormaz...Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
. Otuzunu aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV 'nin karşısında yanınızda oturmaz..Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
.Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir... Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir.
.Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.
.Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur.
Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
.Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir...
Ha tabi hak ettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...
.Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa.....
çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.
.Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir......
Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
.Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç sallamaz..... arkadaşının onu aldatmayacağını bilir. Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur..... Onlar her haltınızı bilirler.
.Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir. Çiğ durur.....
.Otuz üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler...... Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur...Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir..Eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız.

Kadın Nasıl Uyandırılır? :))


Hani şu meşhur dörtlük vardır, ya... Bir İngiliz, bir Fransız, bir Amerikalı, bir Türk... İşte bu defa onların eşleri bir araya gelmiş...
Önce, İngiliz hatun başlamış anlatmaya…
—Benim eşim öyle romantiktir ki her sabah eline bir gül alır. O gülü tüm vücudumda gezdirerek beni uyandırır.
Amerikalı atlamış hemen;
—Aaaaa benim eşim de çok romantiktir. Sabah ayakucumuzdaki pencereyi açar. Hafif rüzgâr ayaklarımdan başlayıp tüm vücudumu gezerek beni uyandırır ve eşim mutlaka başucuma bir çiçek bırakmış olur.
Fransız gülümsemiş kendinden emin;
— Bunlar ne ki… Benim eşim her sabah ayaklarımdan başlayıp tüm vücudumu ve en son da dudaklarımı öperek uyandırır beni her sabah. Ben her sabah, mutluluğun doruklarında uyanırım.
Sıra Türk hatununa gelince, o şaşkın şaşkın diğerlerine bakmış ve demiş ki,
—Ben öyle orospuluklardan anlamam. Çişim gelir, uyanırım!!

11 Ekim 2007

İyi de..


Trabzon'un bir köyünde yaşayan Temel 80 yaşlarındadır.
Bir gün karısı Fadime ölür ve kırkı dolmadan oğullarına
yeniden evlenmek istediğini söyler.
Oğulları;
—Ya baba yapma, el âleme ne deriz, bu yaştan sonra karıyı ne
yapacaksın. Hem sana kızı nerden bulacağız?,deseler de adamı
ikna edemezler ve köyün çıtır kızlarından birini alırlar.
Vakit geçer ve düğün günü gelir. Çocukları da gerdek gecesinde
Temel'e bir şey olmasından korkmaktadırlar.
Neyse, Temel'le çıtır köylü kızı gerdeğe girerler, çocukları da dışarıda babalarına bir
şey olur korkusuyla beklerler.
Bir saat geçer ses yok, iki saat geçer yine ses yok. Dört beş saat sonra kız kan ter içinde
ve son derece bitkin bir vaziyette odadan dışarı çıkar. Çocukları merak içinde kıza:
—Babamız iyi mi?
Kız da;
—Babanız iyi de, yirmi dakikada bir ne yaptığını unutuyor.

7 Ekim 2007

Benim Gibi Yapın..


Amerikan mizah yazarı Mark Twain, bir toplantıda karşılaştığı kadına iltifat eder;
— Ne kadar güzelsiniz...
Kadın;
— Ne yazık ki ben sizin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Mark Twain güler;
— Öyleyse siz de benim yaptığımı yapın. Yalan söyleyin...

Paraşütçü Temel...


Temel NATO'da havacı olarak askerliğini yapıyormuş.
Komutan askerlere paraşütle nasıl atlanacağını öğretirken;
— Uçaktan atlayınca birinci ipi çekeceksiniz. Paraşüt açılmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açılmadı, o zaman Meryem Ana'ya dua edersiniz.
Temel uçaktan atlar.
Birinci ipi çeker paraşüt açılmaz, ikinci ipi çeker yine açılmaz.
O sırada yere yavaş yavaş süzülen komutanının yanından geçerken sorar;
- Komutanım, komutanım.. O karinın adı neydi?

Teravih Namazı..


Karadenizli ailenin beyi, son zamanlarda camiye gidip namaz kılmaya başlar. Bildiği günlük kılınan namazlardır, yani; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarıdır. Belli rekâtlardır. O zamana kadar da ramazandaki teravih namazına hiç gitmemiştir.
Ramazan günü küçük oğlunu da yanına alıp camiye götürür. Birlikte teravih namazında saf'a dururlar. Çocuk babasına bakarak onun gibi yatıp kalkmaya başlar. Normal rekâtlarda kılınan süre bitmiştir ama herkes devam ediyor. Baba oğul da devam eder. Baba bilmez ki yatsı namazı ve teravinin birlikte 33 rekât olduğunu.
Normalde en fazla 12 rekâtta bitmesi gerekirken, namaz uzayıp gitmektedir. Bir ara, fırsatını bulup ceketini çıkarır ve oğluna verir;
—Oğlum git annene haber ver, merak etmesin!! İş iddiaya bindi, babam eve geç gelecek dersin…

6 Ekim 2007

Valla..


Vatandaşın biri utana sıkıla bir tezgâha yaklaşmış, iç çamaşırı almak için.

Tezgâhtar güzel bayana
— Ben bir kilot almak istemiştim ama.
Tezgâhtar bayan:
— Tabii efendim, boxer mi giyersiniz yoksa slip mi giyersiniz?
— Valla ne yalan söyleyeyim bazen silerim bazen silmeden… :)

İşte!! Bu Kadın dı..:))


Alman turiste Karadeniz'de tecavüz etmişler. Turist karakola gitmiş ve çat pat tecavüzcünün eşkâlini tarif etmiş. Bunun üzerine polisler eşkâle uyan Lazları birer ikişer toplamaya başlamışlar. Polis tarafından götürülen Lazlar ise sormuşlar:
— Bizi niye götürüyorsunuz?
— Tecavüz olmuş, yüzleştirme yapacağız.
Toplananları bir odaya, duvarın dibine oturtturmuş polis. Bir süre sonra yanında polislerle Alman turist girmiş içeri ve Lazlara bakmaya başlamış.
Tam bu esnada oturan Lazlardan biri ayağa
fırlayarak kadını işaret etmiş ve bağırmış:
— Komiserim! İşte bu kadındı!

Bu kadarı da!!


Adam karısı ile birlikte doktora muayene olmaya gider.Muayene biter ve doktor odasından çıkarak kadının yanına gelir ve :
- Kocanızın ölmemesini istiyorsanız şu kâğıda
yazdıklarımı uygulayacaksınız, der.
1- Sabahları güler yüzle güzel bir kahvaltı hazırlayın
ve işe mutlu gitmesini sağlayın.
2- Öğleleri eve geldiğinde güler yüzle karşılayın ve
güzel bir öğle yemeği ile takdir edildiğini
hissettirin, böylece günün geri kalan kısmını da
iyi geçirmesine yardım edin.
3- Akşamları eve geldiğinde yemek özellikle güzel olmalı.Eve gelince dinlenmesini sağlayın,
hatta ayaklarına masaj yapın.
4- Haftada en az üç kere birlikte olun, eğer isterse daha fazla birlikte olun.
"Eğer bu dediklerimi harfiyen uygularsanız kocanızın sağlık yönünden hiçbir problemi
olmayacak" der doktor.
Eve geldiklerinde adam karısına sorar,
- Ne dedi doktor sana?
Kadın yanıtlar :
- Ölecekmişsin!!.

4 Ekim 2007

Yapı Kredi Müşteri Hizmetleri:))


— İyi günler ben Sedef. Nasıl yardımcı olabilirim?
— Kaç para?
— Pardon.
— Borcum, kaç para kardeşim!!.
— Beyefendi siz kimsiniz?
— A…. şerefsizleri. A…. O..’su günde 10 sefer arıyorsunuz borcu ne zaman yatırıcan diye!!Şimdi de tanımıyor musunuz?
— Beyefendi küfretmeyin! Günde binlerce insan arıyor. Nerden bileyim?Siz kimsiniz?
— Selim Yurd... Ben
- Kayıtlarınıza ulaşacağım, bir saniye! Evet, bin üç yüz elli lira seksen Yeni kuruş borcunuz var!
— Bu mu yani olay? Koca banka ben parayı verince rahatlayacak mı?.
— Beyefendi bu bir borç ve gecikmiş bir borç! Ödemeniz gerekir.
- Ben de biliyorum onun için aradım işte. Adamı hasta ettiniz be.10 gündür. Neyse yolla birini alsın parayı.
— Beyefendi siz getireceksiniz parayı.
— Ne demek, yolla birini alsın parayı! Birde orda sıra bekliyecem. Oldu be, dükkanı mı…………


— İyi günler ben Hakan.. Nasıl yardımcı olabilirim?
— Aaa ben Yapı Krediyi aramıştım. İlk başta telefon hoş geldiniz Yapı Kredi dedi ya..
— Tamam, hanımefendi burası Yapı Kredi Müşteri Hizmetleri nasıl yardımcı olabilirim.
— Be oğlum, az önce Hakan dedin ya..


— İyi günler ben Nazlı. Nasıl yardımcı olabilirim?
— Kredi kartım ne zaman gelir? Bankadan vermiyorlar eve gelecekmiş..
— World Kart mı?
— Evet..
— İsminiz Nedir?
— Haluk Saygın
- Ne zaman başvurdunuz?
— Ben başvurmadım.
— Başvurmadıysanız neyini soruyorsunuz beyefendi?
— Televizyonda gelin size de World Kart Verelim diyorsunuz ya.
— Beyefendi başvurmadan kart verilir mi hiç.
— Öyle desene be kardeşim…. Bu reklamlar çok üçkâğıtçı..


— İyi Günler Ben Sinan Nasıl Yardımcı Olabilirim
- İyi günler, araba almak istiyorum da.
— Pardon. Ha kredi için mi arıyorsunuz?
— Evet, araç kredisi
- Faiz oranlarını mı öğrenmek istiyorsunuz?
— Hem onu hem de kaç para verirsiniz.
— Alacağınız aracın modeline göre değişir. Üstelik 0 km alıyorsanız, arabayı satın alacağınız yerhallediyor bu işlemleri.
— Ya biz bir yerden araba almıycaz, arabamız var zaten
- Peki neden öğrenmek istiyorsunuz?
— Babam arabayı bana satıyormuş gibi gösterecek. Sizden para alıcaz.Bi düğün muhabbeti varda. Ben çalışmıyorum. Bu nedenle tüketici kredisi alamıyorum. Biz size ara ara öderiz onu.
— Valla çok açık sözlüsünüz ama bu şekilde size kredi vermezler.Araba kaç model?
— 92 Kartal
- Çok az kredi çıkar.
— Canım 2000 model Pejo deriz
- Oldu oldu. Siz gidin hemen bir şubeye bana anlattığınız gibi anlatın.
— Oldu, iyi günler çok sağ olun..


— İyi günler ben Yeşim.. Nasıl yardımcı olabilirim?
- Hürmetler Akbank’ın telefonunu verir misiniz?.
— Beyefendi burası Yapkredi 118 değil!
— Allah Allah!! biz bilmiyor muyuz? ikinizde bankasınız işte ölür müsün bi yardımcı olsan.
— Bilmiyorum telefonu beyefendi.
— Bilen biri vardır bir sor bakalım yanındakilere
— Kimse bilmiyor beyefendi!
— Ne zaman sordun da cevap veriyorsun. Kodumun kafasızı..



— İyi günler ben Melek.. Nasıl yardımcı olabilirim?
— Pınar Hanım orada mı?
— Yok, şu anda. Ben nasıl yardımcı olabilirim?
— Yok, bana Pınar Hanım lazım.
— Bankayla ilgili değil mi?
- Yok, başka bir şey soracaktım.
— Burada sadece bankacılık hizmeti verilir! Tanıyorsanız cebinden arayın!
— Sende var mı cebi?
— Hayır yok!
— Valla bul şunu be. Peki, çıktığı biri var mı, biliyor musun?
Telefon Kapatılır..

3 Ekim 2007

Dil Balığı..


Öğretmen derste sormuş:

- Çocuklar dil balığı neden yassı?

Önden biri parmak kaldırmış.

— Hocam bana amcam anlatmıştı, balinanın teki ona bi koymuş yassılmış.

Öğretmen kızmış ve;
—Bir daha böyle bir şey dersen, seni sınıfta bırakırım…

Ertesi gün öğretmen tekrar sormuş:

- Peki ıstakozun gözleri niye dışarıdadır?

Aynı çocuk parmak kaldırmış:

- Hocam onu da amcam anlattı o sırada ıstakoz da ordaymış.

Mutluluğun Sırrı..


Yeni mahallesinde kahvede sohbet eden adama arkadaşları:
''Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir
yaşantın var. Karının bir dediğini iki etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz.'' derler.
''Kısaca anlatayım..'' der adam.''Düğünümüz bittikten sonra karım kendi
atına, ben de kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim
atın ayağı takıldı ve sendeledi. Karım eğildi ve benim atıma 'Bir ' dedi.
Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar eğilip atıma ' iki ' dedi. Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim atından indi ve at'a ' üç ' dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu.
Ben şok olmuştum... Eşime bir hışımla çıkıştım
''Yazık değil mi ata, neden vurdun kadın, manyak mısın sen?'' diye bağırdım...
Karim arkasını döndü ve bana 'Bir '!!! dedi.
Ve o günden sonra karımın bir dediğini iki etmedim ...

Nalları Dikmiş..



Padişah bir gün atıyla kır gezintisi yaparken seyislerine demiş ki:
— Bu atı çok sevdiğimi bilirsiniz. Bu atın ölüm haberini bana getiren seyisin kellesini vururum, atıma çok iyi bakacaksınız. Aradan birkaç yıl geçmiş, seyisler bakmışlar ki padişahın atı ahırda ölmüş.
Seyislerden biri padişahın sözünü hatırlamış, telaşlanmışlar, ne yapacaklarını bilememişler.
Birinin aklına İncili Çavuş gelmiş, bu işi ona danışalım demişler. İncili'ye
varmışlar, durumu anlatmışlar.
İncili demiş ki ben bu işi çözerim, siz işinize gücünüze bakın. İncili, padişahın huzuruna varmış.
—Padişahım, senin bir küheylan vardı ya...
—Evet...
—Ahırda gördüm. Yanına yaklaştım.Su verdim içmedi, yem verdim yemedi, nalları da havaya dikmiş öylece duruyor.
—Yahu sen şuna öldü desene!
— Padişahım ben demedim, sen söyledin öldüğünü. Bir ceza vereceksen kendine ver!!

2 Ekim 2007

Yaşlı Çift..

Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur. 75 yaşındaki amca karısından bir fincan daha çay isterken;
— Çiçeğim, bir bardak daha verir misin?
. Sonra da;
— Peteğim, hiç şekersiz lütfen" diye ekler.
Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşankanı çayı alırken de;
— Bebeğim, sana çok zahmet oldu, diye ekler.
Genç adam, yaşlı amcanın karısı için kullanıldığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir;
—Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?
— 40 seneyi geçtik evladım…
—Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi arttırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim
gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz..
Yanakları pembeleşmiş teyze;
— Doğru, birkaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor, deyip mutfağa doğru yöneldiğinde
yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilerek:
— Şiişşt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum!

1 Ekim 2007

Guru:))


Amerikalı sadece paraya ve maddiyata dayalı yaşamından bıkıp usanınca her şeyi satıp savmış, Hindistan'a gitmiş. Memleketin kuş uçmaz kervan geçmez bir köşesinde yaşayan, şöhretini duyduğu bir Guru’nun kapısına dayanmış. Yalvarmış, yakarmış ve sonunda eşiği aşmayı başarmış.
Guru; otlardan, samanlardan yapılma bir kulübe göstermiş Amerikalıya;
— Burada inzivaya çekileceksin. Kimseyle görüşmeyeceksin, kimseyle konuşmayacaksın, su ve ekmekle yetinip tefekküre dalacaksın!..
On sene geçmiş. Guru bir gün, Amerikalıyı yanına çağırtmış:
— 3 kelime söyleme hakkın var. Seni dinliyorum!
Zar zor konuşmuş Amerikalı:
— Karnım çok aç!
— Günlük tayınını biraz artırın, demiş guru ve kulübesine geri göndermiş.
Bir on sene daha geçmiş. Tekrar yanına çağırtmış:
— 3 kelime söyleme hakkın var. Dinliyorum!
— Yatak çok sert!
— Altına biraz daha saman ilâve edin, demiş, kulübesine geri göndermiş.
Bir on sene daha geçmiş, guru, bir kez daha yanına
getirtmiş Amerikalıyı;
— 3 kelime hakkın var. Dinliyorum!
— Evime gitmek istiyorum!
— S...tr git ulan nereye gideceksen! Zaten geldiğinden beri vır vır vır,
devamlı şikâyet....
Not: Dünyayı değiştireceğine inanacak kadar hayalperest,
Hayalinin önündeki engelleri görecek kadar da gerçekçi...
Guru: Aşmış, bitirmiş, yalamış, yutmuş
insan, yüce şahsiyet, ulu kişilik
Hintçe, Arapça kökenli, "efendi/usta" anlamına gelir.
Ununu
elemek, eleğini duvara asmak.
Sihizm (
Pencapça): Genel olarak 16. ve 17. yüzyıllarda Kuzey Hindistan'da yaşamış olan on guru'nun öğretilerini temel alan monoteistik bir dindir.

Fadime Tatil de :))

*Fadime , kocası Temel olmadan ilk defa tatile çıkar. İlk mola yerinden cep telefonuyla Temel'i arar:
—Kocacım yolculuğum çok iyi gidiyor, bir doktor beyle tanıştık, çok hoşsohbet birisi.
İkinci molada tekrar arar:
—Yolculuk çok iyi gidiyor, şu an doktorla yemekteyiz.
Sabah tatil yöresine varınca tekrar arar:
—Kocacım otelime geldim, tesadüf doktorla aynı oteldeyiz..
Temel olaydan kıllanır ama ne yapsın?.. Öğle vakti Temel
Fadime'yi arar:
—Tatil nasıl gidiyor Karıcım?
—Çok iyi gidiyor, bizde doktorla yemek yiyorduk, çok eğleniyoruz...
Temel olaydan iyice kıllanmıştır.
Öğleden sonra tekrar arar Fadime'yi:
—Tatil nasıl gidiyor...
—Iyi, bizde doktorla havuz başındayız, bana güneş yağı sürüyordu, birazdan havuza gireceğiz...
—Üzerinde şu an ne var? der Temel.
—Bikinim.
—Iyi üstünü çıkart.
—Niye?
—Çıkarttt!
—Şimdi de altını çıkart.
—Niye?
—Çıkartt!
—Şimdi de bacaklarını aç ve güneşe doğru döndur.
—Tamam, ama niye yaptım?
—Güneş giren yere doktor girmez de ondan!!

Yine mi?

Amerika'da 50 katli bir otelin en üst katından genç bir kız kendini aşağıya atmış o sırada üst
katların birinde pencereden dışarıyı seyreden bir Fransız, kızın yukarıdan geldiğini görünce hemen kollarını açmış ve kızı yakalamış;
— Hayatim bak ne kadar genç ve güzelsin, neden intihar ediyorsun, bak hayat ne kadar güzel.
Şimdi seninle bir Fransız lokantasına gideriz, karnımızı doyurduktan sonra bir diskoya gideriz, dans edip içki içeriz ondan sonra da benim odaya gelir sevişiriz diyince kız birden
—Yine mi seks!!diye bağırıp adamın kollarından kurtulup kendini aşağıya bırakmış.
Otelin orta katlarında bir İtalyan, kızın geldiğini görünce kollarını açıp yakalamış. O da Fransız gibi;
— Neden intihar ediyorsun güzelim, şimdi seninle bir İtalyan lokantasına gidip nefis bir spagetti yeriz, sonra da diskoya gidip eğleniriz, oradan çıkıp benim odaya geliriz sana
İtalyan erkeklerinin gücünü gösteririm, diyince kız yine;
— Yine mi seks!! diye çığlık atarak onunda kollarından kurtulup kendini aşağı atmış.
Bu sırada otelin 10. katında dışarıyı seyreden Temel, kızın geldiğini görünce kollarını açıp
Yakalamış;.
- Uyy ne kadar güzel kızsın daa; neden ölmek isteysun? Haçan şimdi bir lokantaya gidip karnimizi doyururuz ondan sonrada biraz eğleniriz,daha sonra gelip seni odana yatırırım, bende kendi odama yatarım,dinleniriz,diyince kız hayretler içinde;
— Ya seks? diye sormuş..
Bu soruyu duyan Temel kollarını yanlara açıp;
- Orospiii" diye bağırarak kızı aşağıya bırakmış…

Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails