30 Eylül 2007

Bayan Taktikleri:))


(BAYANLAR BENCE DENEMEYİN. İYİ BİR SONUÇ VERDİĞİ BİLİMSEL OLARAK
HENÜZ KANITLANMADI)

Hatunların erkekleri avuçlarında oynatmak için programlanmış bir toplumsal bilinçaltları var. Bu kurallar her hatuna kadınlık hormonlarıyla birlikte geçiyor, genetik olarak devam ediyor. Kadın genlerindeki kodların şifrelerini çözdüğünüzde karşınıza çıkan liste söyle:

1. Asla gerçekten düşündüğün şeyi söyleme. Asla!
2. Her zaman anlaşılmaz ol.
3. Aylar evvel tartışılmış bir konuyu gündeme getir, hır çıkar. Yıllar evvelki bir olayı gündeme getirerek devam et.
4. Erkeğin her şey için özür dilemesini sağla.
5. Ağla ve "Hep senin yüzünden" de.
6. Adamın çantasına, elbisesinin cebine, arabasının torpido gözüne üzerinde "Seni seviyorum"
yazan notlar bırak.
7. Erkeğin gözlerinin içine bak sonra bir kahkaha at, adam ne olduğunu anlayamasın, bir
kahkaha daha at.
8. Ağla.
9. Adam "Güzel gözlerin var" dediğinde "O kadar mı?" diye sor.
10. Her yere ve her şeye geç kal. Adam gecikecek olursa bas bas bağır.
11. Regl döneminin cinayeti affettirici unsur olabileceğini anlat.
12. "Bilmem anlatabiliyor muyum" de adamın gözlerine bak, sonra adamın söyleyeceği her şeye
"Anlamamışsın" cevabini ver.
13. Babanın silah koleksiyonundan, abinin kara kuşak karateci olduğundan bahset.
14. Ailedeki herkes bana "Prenses" der diye anlat.
15. Eski erkek arkadaşının göbeği olmadığını her fırsatta söyle.
16. Tuvalete gruplar halinde git. Asla yalnız başına bir şey yapma.
17. Bağımsızlık bir zaafiyet işaretidir, anne baba evinde oturmaya devam et.
18. Ağla.
19. "Bil bakalım canim ne istiyor" diye sor, bilemediğinde azarla.
20. Herşeyi dakikası dakikasına planla, sonra asla o plana uyma.
21. Kız arkadaşlarını eve çağır balkonda avaz avaz "Kapı açık, arkanı dön ve çık" diye şarkı
söyle.
22. Adamın konuşmasını "E leri açık söyleme" diye kes.
23. "Kilo mu aldım" diye sor, cevabı beklemeden tereyağlı ekmeği yemeye başla.
24. Ağla.
25. Fıkraların sonunu unut.
26. Sadece arkadaş grubundaki erkeklere merhaba de ve onları birbirlerine düşür.
27. Adamın giyimine sürekli karış, üç dakikada bir "Dik yürü" diye uyar.
28. "Neyin var senin" sorusuna "Madem anlamıyorsun ben de söylemiyorum" cevabını ver.
29. Adamla ilgileniyor gibi görün, o sana ilgi duyduğu anda azarla.
30. Beş saniyelik bir sessizlik olduğu anda "Ne düşünüyorsun" diye sor.
31. Saçlarının uçlarını düzelttirdiğinde, adam fark etmezse bütün gece somurt.
32. İnsanların sürekli kafasını karıştır.
33. "Meclis'te kadın kotası" fikrini aç, bütün gece bu konuyu anlat, başka konuya geçmek
isteyenleri "Maço" ilan et.
34. Ağla.
35. Kızarmış patatesleri erkeğin tabağına koy, bunun bir sevgi gösterisi olduğunu söyle, sonra
"Sen biraz kilo aldın" de.
36. Tuzluğa bak ve adama "Bu tuzluk sana neyi hatırlatıyor" diye sor. Adam bilemediğinde
"Daha doğru dürüst tanışmıyorduk bile... Ben senden tuz istemiştim, tuzluğu verdiğinde
küçük parmağın küçük parmağıma değmişti" diye anlat ve "Aramızdaki elektrik bitti" de,
tuvalete git. Döndüğünde masada şampanya yoksa çıkar olay
37. Ağla.
38. Kulağında kaç delik olduğunu sor, bilemezse eski sevgilinin bunların hepsini bildiğini anlat.
39. Gece kulübünde kapıdaki korumalarla tartış, sonra yanındaki erkeğe "Bir şey yapsana" de
ve bekle.
40. Yetmedi mi? Yine Ağla

29 Eylül 2007

Zamane Bayram Çocukları


— İyi bayramlar abiii
— İyi bayramlar küçük..
— Eee.. şekerler abi ?
— Ne şekeri lan! Öğrenci evinde. Küp şeker var verim mi ?

—Bayramınız gevrek olsun
—Mübarek çocum o... al şeker vereyim
—Teyze ben mahallenin gevrekçisiyim bahşiş almaya geldim
—Bende mahallenin örgücü teyzesiyim
—Dur ben sana gevrek vereyim bayram hediyesi sıcak sıcak tayze geuvreaak
—Dur ben de sana 9 numara şiş vereyim
—Napıcam ben onu?
—Sokarsın
- ...

—İyi bayramlaarr
—Hay maşallah!!Kaç kişisiniz siz böyle?
—Biz mahallenin futbol takımıyız teyze..
—Teknik kadro arkadan mı gelecek

— iy..... i..yi...ba...ba...bay... (iyi bayramlar)
—Tamam, oğlum kasma!!Sana da iyi bayramlar ..
—Ka... kaf…fa...fa...(hay kafama otur evinde kekemesin sen senin neyine şeker toplamak .)
—Dur ben sana şeker getireyim bekle bekle...

—Abla ver elini öpeyim
—Hadi git lan manyak mıdır nedir
—Ama bayram ya abla
—Ay hala abla diyo... Yürü kız jale manyak doldu burası..
—Bi kere verseydin bayramdır sevaptır ..

—Şoförcü amca iyi bayramlar
—Öğrenci kartı nerde genç?
—Şey... gece elektrikler kesildi bu soruya çalışamadım

—El öpenlerin çok olsun yavrum... berhüdar ol
—Olmasın ya!!
—Neden ki ?
—Annem göster ama elletme dedi..
—…

— Bayramın kutlu olsun baba!
— Senin de evladım.
— Baba..Hani para?
—Annen den iste!
— Annee bayramın kutlu olsun!
—Babandan iste
— Hay ben... Ne bayramı? Ne bu? Şeker verin bari ..

—Bayramınız mübarek olsun teyze
—Aaa ne şeker şeysin sen öyle al sana şeker verim
—Ne şekeri?
—Nasıl ne şekeri bayram şekeri tabi
—Para yok mu para

—Bayramınız bübarek olsun amca öpiyim
—Saol evlat çikolata al
—Sağol amca keşke para verseydin
—Biz parayı bayramınız mübarek olsun diyebilenlere veriyoruz evlat
—Hönnkkk(uleeennn gitti paralar) bayramınız kutlu olsun desek
—Üzgünüm evlat
—Türk dil kurumu pfff

—İyi bayramlar amca!
—İyi bayramlar yavrum, buyur şeker.
—Ya daayı bırak şeker işlerini, biz büyücez adam olacaz. Önümüzü açacak bişiler ver..
—Para vereyim de geneleve git demi… Olmaz.!.
—Ne alaka ya?
—Önümüzü açacak bişi ver demek ne demek yiğen. Biz bu saçları nerde ağarttık sanıyon..
—Genelevde.
—Bildi lan. Al şu 20'liği bişi duymadın görmedin..

—Amca öpim
—Öp amcam, al sana şeker vereyim
—Hadi be!!Bu dükkanda kapalı..Lan bu bayram siftah yapamadık daha ya..Herkes
veresiye gidiyoo

—İyi bayramlar abi
—Bayram’lar iyi çocuğum. Karşı evde oturuyorlar.. Arada yaramazlık yapıyor ama
genelde iyi çocuktur Bayram.. Babası da iyi adamdır. Muhabbet ederiz sürekli..
— Bayramın da içine sçtın, moralimin de para vermeyeceksen ver şekeri gidelim di mi?


—Bayyamınız dübürük olsun
—Neylik olsun? Mübarek olsun diyecektin heralde
—Yok, abi benim dilim dönmüyo dübürük demeye. Bak gene dönmedi mesela..


—Bayramın mümarek olsun bodur abi (hasss ağzımdan kaçtı )
—Sen şimdi şeker de istersin
—Yok, abi ne gereği var..Zaten sen o ç.k kadar elinle şeker verene kadar muhtemelen
biz demir parmaklıklardan atlamış oluruz
—Si….. in gözüm görmesin sizi!!
—Göz görmeyince gönül katlanır mı abi
—Ne alaka
—Gönül ablaya iş koyduğunu fark etmedim sanma
—lan
—Bayram harçlığı alayım
—Al eşek sıpası... Buralarda dolaşma bi daha
—Aaaa. Gönül ablanın abisi konumundaki mert abinin bundan daha çok bayram
harçlığı vereceğine eminim. hadi dostum cömert ol biraz..
—Birincisi bana kelime oyunu yapma, ikincisi amerikan filmlerini fazla izleme,
üçüncüsü * defolun lan
—Sen parayı ver, gitmeyen namerttir
—Bak hala...


__._,_.___

28 Eylül 2007

Tuvaletlerde Başımıza Gelenler:))


Ev iş ya da umumi tuvaletlerde hep başımıza gelir, bu tür konuşmalar.
Tuvaletin dolu olduğunu görerek sorulur hep?

Ev Hali

— Kim var tuvalette ?"
— Kimi isterdin, Ajda Pekkan mı Cem Yılmaz
mı ?" Ne salaksın ya bu evde iki kişiyiz. Sen
dışarıda olduğuna göre burada kim olabilir?
— Aman aman iyi ki bir soru sorduk sanada.
Ukala şey

— Tuvalette misin?
— Evet. Nasıl anladın,Nasa’dan mı bildirdiler?
— Ne yapıyorsun orada?
— Hep tüketici olduğumdan şikâyet ederdin ya. Üretime katkıda bulunuyorum.

— Tuvaletten ne zaman çıkarsın?
— Niye ülkenin bana mı ihtiyacı var?
— Ya ne zaman çıkarsın?
— Trafiğe bağlı.

İş ve Umumi Yerler

— Tuvalet boş mu?
— Hı hı boştu şimdi ben dolduruyorum

— Tuvalet dolumu?
— Evet
— Kim var içeride?
— Hüseyin abi, Hayri amca birde ben varım. Okeye dördüncü bekliyorduk, gelsene içeri


— Abi mesai saati bitti artık çıksan
— Dur be koçum ben fazla mesaiye kalıyorum

— Turhan ağabey kahveni tazeliyim mi?
— Ne kahvesi lan tuvaletteyiz be
— Girerken elinde gazete vardı. Bilirim gazete okurken hep kahve içersin sen ondan

dediydim he he he ..
— Git ulan işine

— Bunca saat ne yapıyon ya tuvalette?
— Borsadaki durumu inceliyom salak, kabız olmuşuz dimi. Gümrükte takıldı.


— Tıktık. Tuvalet dolu mu?
— Aradığınız tuvalet kapsamı alanı dışında yada kapalı..

27 Eylül 2007

En Gelişmiş Ulaşım Sistemi, İki Atın Popo Genişliği İle Belirlenmiştir..


ABD'nin uzaya gönderdiği uzay mekiğinin yakıt tanklarının genişliği 4 feet, 8.5 inçtir. (yaklaşık 1,5 m.) Uzay mühendisleri bu tankları genişletmek istemişler, ancak başaramamışlardır.
Çünkü bu tanklar fırlatma rampasına trenle gönderilmek zorundadır.
Ve söz konusu tren yolu tünellerden geçmektedir.
Tünellerin genişliği ise tren raylarının arasındaki genişlik olan 4 feet 8.5 inçten biraz fazladır. Neden 4 feet, 8.5 inç ?
Çünkü vaktiyle tren rayları İngiltere'de böyle yapılmıştır ve ABD demiryolları İngiliz göçmenler tarafından inşa edilmiştir.
Peki neden İngilizler bu genişliği kullanmışlar ? Çünkü ilk tren raylarını yapanlar eski tramvay yolu yapımcılarıdır ve tramvay yolunun genişliği tam olarak budur.
Tramvay rayları neden daha geniş değildir ? Çünkü bu ölçü vaktiyle at arabalarını yaparken kullanılan genişliktir.
* * *
Soru: At arabalarındaki tekerlekler arasında neden bu ölçü dikkate alınmış ? Çünkü çok eskiden beri İngiliz topraklarından gelip geçen araçlar bu ölçüyü ortaya çıkarmıştır.
Arabalar için başka bir ölçü kullanıldığında tekerlekler engebeli arazi üzerinde
kalmakta ve kısa sürede bozulmaktadır.
Bu eski yol izleri nasıl ortaya çıkmış ? derseniz...İngiltere'deki ilk uzun mesafeli yollar Roma
İmparatorluğu tarafından kendi savaşçıları için açılmıştır.
* * *
Peki Romalıların yol izleri neden bu ölçüdeymiş ?
Çünkü Roma İmparatorluğu'nun ilk savaşçılarının arabaları yan yana getirilmiş iki atın çektiği araçlardır.Ve iki atın poposunun genişliği 4 feet, 8.5 inçtir.
Sonuç olarak dünyadaki en gelişmiş ulaşım sisteminin füzelerinin dizaynı ikibin yıl önce yan yana getirilen iki atın popo genişliği ile belirlenmiştir.
Bu kuralı değiştirmeye ise Ay'a giden, Mars'a gitme ve uzaya açılma planları yapan Amerikalı uzay aracı mühendislerinin bile harcı değildir.

25 Eylül 2007

Kızlar Kamyon Şoförü Olursa Kamyon Arkası Yazıları..


Gaz fren şanzuman manikürsüz halim duman

Sen batan güneş ben yollarda kremşanti

Miras değil sevgilim hediye etti güzelim

Bir sana hastayım diyete girdim yastayım

Kulağıma takarım küpe geçemez beni hiç bir züppe

Torpidon da aseton yoksa güzelim mühim değil ben mazotlada silerim

Nazar etme ne olur evlen seninde olur

Daha manikür yaptırmadım , saçım ne halde görüyorsun ya Polis abi bekletme yarın saat 2 de kavşakta:hug:

Rujum biter yolumm bitmez..

Çocukta yaparım kamyon şöförlüğü de =))


Söz Şoförlükten Açılmışken ;(Bayanlarımızın Affına Sığınarak)

-Siz arkadaşısınızdır, arabanızın ön tamponuna daha üç metre vardır. Geri gelecektir...var gücüyle basar kornaya 'yer ver' diye. Hemen içeri bakınız.
Sonuç: Yüzde 93 kadın, yüzde 6 maymun, yüzde 1 yaşlı bir amca...


-Önünüzden dönecektir. Ya hızla dönüp arka lastiği kaldırıma çıkarır ya da çok geç kalır , dönemez, geri çıkması gerekir. İçeri bakınız.
Sonuç: Yüzde 91 kadın, yüzde 7 lama, yüzde 2 acemi erkek...


-Bayırda durmak zorunda kalmıştır. El freniyle kalkacaktır, etrafta bir lastik ve balata kokusu, kırmızı bir duman yayılır. Hemen içeri bakınız.
Sonuç: Yüzde 82 kadın, yüzde 14 buffalo, yüzde 4 acemi erkek...


-Yeşil yanar, orta şeritte bir Polo hareketsizdir. Ayna başında faaliyet vardır. Hemen içeri bakınız.
Sonuç: Yüzde 99 kadın, yüzde 1 direksiyon başında vefat etmiş bir erkek.


-Durmuş bir işinizle uğraşıyorsunuzdur. Yanınızdan fırkateyn geçecek kadar yer vardır. Uzun bir kornayla irkilirsiniz. Hemen içeri bakınız.
Sonuç: Yüzde 80 kadın, Yüzde 15 polis, yüzde 4 acemi bir erkek, yüzde 1 nil timsahı...


-Sol şeritte 40 kilometre hızla bir Clio gitmekte, şeridi ortalamakta zorlanmaktadır. Herkes bu arabanın sağından ayar verir. İçerideki görüntü:
Sonuç: Yüzde 91 kadın, yüzde 6 koala, yüzde 2 sürücüsüz otomobil prototipi, yüzde 1 acemi erkek


-Araba geri geri park edecektir. Lakin içindeki bünye, direksiyonu hiç hareket ettirmeden, ileri geri yapıp uygun pozisyonun kendiliğinden geleceğini ummaktadır. Süzün içerisini, süzün süzün korkmayın, sizi görmez!
Sonuç: Yüzde 99 kadın, yüzde 1 yunus...

Mısır Patlağı..

Bir gün deliler hastanesindeki tüm deliler olduğu yerde durmadan zıplıyorlarmış.
Doktor gelip delilere sormuş:
— Niye zıplıyorsunuz?
Delilerden biri :
— Biz mısır patlağıyız.
Aralarından sadece birisi köşede olduğu yerde sırtüstü yatıyormuş.
Merak eden doktor yanına gelip sormuş:
— Sen de mi mısır patlağısın?
— Evet
— Sen niye zıplamıyorsun?
— Ben tavaya yapıştım.

23 Eylül 2007

Yollarda Kamyonlar, Diller de Sizin Sözünüz Dolaşsın!!

BİZDE duvar yazıları yoktur(80 öncesi 70’li yıllar hariç), duvar resimleri hiç. Batı’nın bu alışkanlığına karşılık, bizim de derdimiz, sıkıntımız, alayımız kamyonların arkasına yansır.
Yıllar önce bir gün gazeteye gelirken, bir kamyonun arkasında gördüğüm, "Aydınlara bakıyorum içim kararıyor" sözü üzerine yazmıştım.
Gürkal Aylan, bu yazıları yıllar önce yayımladığı bir kitapta toplamıştı.
Bu sözlerin ilgi çekici yanı, hepsinin de güncel bir olaya, duruma gönderme yapmasıdır. İşte dilin canlı yanı bu. Bildiğimiz, rastladığımız, konuştuğumuz bir konu tek cümleye dökülmüş, dil tasarrufunun güzel bir örneği çıkmış ortaya.
İçinde hüzün de var, yalnızlık da, sitem de, alay da.


HOROZ Lojistik 65’inci yılında Kamyon Arkası Yazı Yarışması düzenlemiş.
"Daha önce duyulmamış ve görülmemiş kamyon arkası yazıları" gerekçeli yarışmaya 5 bin 750 kişi katılmış.Kazananlara ödülleri Horoz Lojistik 65. Yıl Kutlama Gecesi’nde verilecek.
Yarışmanın sloganı şu: Yollarda Kamyonlar, Dillerde Sizin Sözünüz Dolaşsın!

KAZANAN SÖZLER
Birinci: "Kamyon Çeker 10 – 20 Ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton."
İkinci: "Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur..."
Üçüncü: "Araman İçin İlla Hata mı Yapmam Gerekir?"

Mansiyon 1: "Küresel Isınmaya Karşı Su Tankerlerine Geçiş Üstünlüğü Verilsin."
Mansiyon 2: "İyi Mazot Selülit Yapmaz."
Mansiyon 3: "Gazla Uçabilirsin, Ama Frenle Konamazsın!.."
Mansiyon 4: "Bas Gaza, Frene, Debriyaja... Götür Ver Parayı Vergiye, Stopaja."
Mansiyon 5: "Ne Müslüm’den Ne de Orhan’dan, Sevdiğim Tek Parça ’Yedek Parça’."

Jüri Özel Ödülü: "Arabada Yalnız Var!"


HER mesleğin sözleri, dili ne kadar da zenginleştiriyor.

Tıp Kopyayla Bitirilirse..

— Doktor neyim var?
— Hafif soğuk algınlığınız var yazdıklarımı günde iki defa için
— İçin derken?
— Evet için.
— Burun damlasını da mı?
-
— Ki fitili söylemiyorum bile..Neyin var Doktor?

— Doktor neyim var?
— Tüberküllük olmuşun sen.
— Ney ney?
— Yani tübülerler.
— Hocam ne diyosun?
— Tüberkülozmuş yaa. Verem yani verem..
— Hay senin gibi doktorun…


— Doktor hasta şok geçiriyor acil yetişmeniz lazım.
— Tamam, şoku atlatsın ben geliyorum. İlk şok önemlidir
yanından ayrılmayın..
— Doktor ne diyosun?
— Tamam, tamam şey... Elektrik verelim diyorum ben ama adı aklıma gelmedi, anladı sen.


— Doktor Bey acil bir hasta var hemen ameliyata alıyoruz.
— Niye acil olarak ameliyata mı girmek istemiş? Hamile miymiş?
Aş mı eriyor?

— Kardeşim bak şu en alttaki harfleri okuyacaksın
— Göremiyorum ki doktor bey
— Yahu bak 10. satırdaki küçük olanları ne yazıyor orda söylesene be adam!
— Bi dakika biraz zorlamam lazım...
— Ooo ne bir dakikası ya daha sırada 50 tane hasta var çabuk söyle hadi…
— İstemiyorum gözlük falan


—Birinci aşama hastanın kanayan yerini tespit ediyoruz. İkinci aşama yaranın büyüklüğüne

bakıyoruz. üçüncü aşama...üçüncü aşama şeyyyy….
—Doktor bey çabuk. Hasta kan kaybından ölecek.
—Hemşire almayayım ayağımın altına.10dk ya kadar gelir aklıma üçüncü aşama. Sınavda

çıkmaz diye çalışmamıştım.
—Doktor bey hasta öldü
—Oh iyi iyi otopsi derslerine girmiştim.

15 Eylül 2007

Gidebilursun..

Temel nişanlısı Fadime'yi gezdirmek için arabasına bindirir.. Vites atarken,eli hafif yollu nişanlısının bacağına değer.. Fadime kıpkırmızı kesilir..
Bir süre sonra evlenirler ve balayına çıkarlar.. Bodrum'da otelin önüne gelince Temel kontağı kapatır.. El frenini çekerken, eli yine Fadime'nin bacağına değer..
Fadime yine kızarır ama bu kez Temel'e;
- Ula artuk evlenduk, daha ileri gidebilursun, der..
Temel arabayı çalıştırır ve Marmaris'e doğru yola koyulurlar...

Nasıl Olsa Bulurlar!!

Yaşlı çift evliliklerinin kırkıncı yıl dönümünde paraya kıymışlar, Avustralya’da tatil yapmaya karar vermişler..Yolculukları sırasında pencereden okyanusu saatlerce seyretmişler.
Sessizliği pilotun anonsu bozmuş:
— Sayın yolcularımız! Korkarım size kötü bir haberim var. Motorlarımızdan biri sustu, diğeri de susmak üzere. Acil iniş yapmak zorundayız. Neyse ki altımızda haritada görülmeyen bir ada var ve sahiline inmeye çalışacağız. Bunu başarabilirsek tek sorunumuz, bizi bulabilmeleri için dua etmek!!.
Uçak minik adanın kumsalına başarılı bir iniş yapmış, kimsenin burnu bile kanamamış.
Uzun bir sessizlikden sonra adam karısının ellerini tutmuş, gözlerine endişeyle bakmış;
— Mona, bu ayki kredi kartı borcunu ödemiş miydin?
— Hayır sevgilim, unutmuşum. Kızdın mı yoksa?
Adam endişeyle yine sormuş;
— Araba kredisinin taksitini ödemiş miydin?
— Özür dilerim canım, onu da ödememiştim.
Yaşlı adam karısının ellerini bırakmış ve kırk yıldır yapmadığı şekilde ona sıkı sıkı sarılmış. Karısı şaşkın, korkarak sormuş;
— İyi misin tatlım?
— Hiç olmadığım kadar hem de. Bizi mutlaka bulacaklar!!

14 Eylül 2007

Kadınlara Asla Bu Hediyeleri Almayın!!

ALMAN Bild gazetesi, erkekleri kadınlara almamaları gereken armağanlar konusunda uyardı:

Ütü: Bu bir armağan değil, cezalandırmadır. Dikkat edin kafanıza fırlatılabilir!
Hediye çeki: Örneğin yatağa kahvaltı servisiyle birlikte getirilmesi. Bu numaraya hiç kimse, hele kadınlar asla inanmaz.
İnci kolye: Bu, geleneklere göre kadınların kendilerinin alması gereken tek mücevherdir.
Ayakkabı: Bu armağanla nasılsa bir gün sizden kaçacaktır.
Sabun: Ne o, yoksa o kokuyor mu?
İç çamaşırı: İki beden küçük seksi iç çamaşırı mı aldınız! Alırken kimi düşündünüz?
Diyet kitabı: Buna söylenecek söz mü var?

Bebek Nasıl Yapılır?

Bebek Nasıl Yapılır? .. diye miniklere sormuşlar, onlar da bakın ne cevaplar vermiş: (bazıları bayağı iyi)
-"Bebek yapmak için anne bir yumurtanın üzerine yatar sonra baba gelip yumurtayı kırar"(Abby, 6 yaşında)
-"Ben asla bebek yapmıcam.. Babam dedi ki bebek beklerken kadınlar her gün biraz daha hasta ve manyak oluyomuş"(Marie-Ann, 9 yaşında)
-"Bir kadınla bir erkek yatağa girdikleri zaman, ikisinden birinin bebeği olacak demektir"(Paul, 6 yaşında)
-"Bebek annemizin içinden çıkar, doktor da onun poposuna vurur çünkü bebek doktoru ısırmıştır"(Edward, 6 yaşında)
-"Bebek yapmak için, bunu önemsemeyen biriyle olmak gerekir"(Shelley, 7 yaşında)
-"Karşımızdakı evdeki adamın karnında bebek var ama bi türlü dışarı çıkamıyor"(Alistair, 9 yaşında)
"Bebek yapmak için önce aşık olursun, evlenirsin.. veya bunlara gerek de yok aslında.."(Peter, 9 yaşında)
-"Bebek yapmak için uygun zamanı kollamak lazım, evde misafir olmaması lazım"(Lyn, 9 yaşında)
-"Ben nasıl yapıldığını biliyorum ama hiç yapmadım"(Francis, 7 yaşında)
-"Kediyseniz bebek yapmanız daha kolaydır"(Paulette, 6 yaşında)

11 Eylül 2007

Milyoner Bakire..

Amerikalı milyoner bir bayan, genç ve yakışıklı avukatı çağırır ve der ki:
— Artık yetmiş yaşına geldim ve biliyorum ki artık bu dünyada misafirim.
Bugün yarın demeye kalmaz ruhu teslim edeceğim... Onun içindir ki sana son vasiyetimi yazdırmak istiyorum
Avukatı da;
— Tabi hanımefendi, der ve hemen kağıtla, kaleme sarılır.
Kadın başlar saymaya...
— Benim, bildiğin gibi hiç kimsem yok. Bu güne kadar hep tek başıma mücadele ettim ve çalışmaktan ince işlere bile zamanım olmadı.. Kendimi bildim bileli iş hayatının içindeyim.
Sadece iki dileğim olacak.Biliyorsun servetimin tamamı 100 milyon dolar. Öldüğümde bana öyle bir ceneze töreni hazırlanacak ki, tüm ülke günlerce bunu konuşsacak..Bunun için 99 milyon dolar ayırdım,der.
Avukat:
— Evet efendim anladım.. İkinci dileğiniz ne?
Yaşlı ve zengin kadın biraz utanarak biraz da sıkılarak genç ve yakışıklı avukatına döner:
— Bugüne kadar hiç kimseyle beraber olmadım ve hala bakireyim.Dediğim gibi bugün yarın göçüp gideceğim bu fani dünyadan... Bu zevki tatmadan ayrılmak istemiyorum ve benimle iş tutmayı kabul edecek kişiye de geri kalan 1 milyon doları vereceğim, der. Avukatın gözleri açılır ve:
— Anladım efendim, size bu konuda yardımcı olabilirim, der ve ayrılır.Genç avukat akşam eve geldiğinde kara kara düşünmeye başlar.Karısı bir şeyler olduğunu anlar ama konuyu eşinin açmasını bekler... Sonunda adam karısına açılır ve o günkü yaşlı milyonerle aralarında geçen konuşmayı anlatır... Eşi de:

- Düşündüğün şeye bak!! 1 milyon dolara bu işi yapacak etrafta çok insan var!!
Avukat sonunda ağzındaki baklayı çıkarır:
— Hayatım biliyorsun bugünlerde benim de işlerim pek yolunda değil ve 1 milyon dolar da çok iyi para hani!! Diyorum ki eğer sen de kabul edersen bir kereden bir şey olmaz... Hem
ihtiyarın hayrını alırız hem de iyi bir para kazanmış oluruz ne dersin?
Genç kadın kısa bir süre düşünür:
— Haklısın hayatım!! Zaten yolun sonuna gelmiş durumda, hem 1 milyon dolar da çok iyi para!! Bence bir mahsuru yok!!

Genç avukat gelişmelerden son derece memnun ve sabahı zor eder doğru yaşlı milyonerin yanında alır soluğu:
— Efendim! Eğer sizin için de bir sakıncası yoksa 1 milyon dolarlık vasiyetinizi yerine getirmek için talibim.

Milyoner bakirenin gözleri parlar:
- Peki, o zaman yarın sabah saat 10:00 da malikaneye gelirsin ve bu işi bitiririz, der...
Akşam avukat son derece neşeli evine gider ve eşine milyoner bakireyi razı ettiğini, ertesi gün bu iş için saat on'da evine gideceğini söyler..
Eşi de;
— Peki, o zaman yarın seni ben bırakırım. Tahmini yarım saat sürse ben seni 10:30 gibi yine oradan alırım, anlaştık mı?

Ertesi gün planlandığı gibi sabah kadın eşini malikaneye saat 10'da bırakır ve gider..
10:30 civarında evin önüne gelir ve beklemeye başlar... Evde hiç kıpırtı yok..
"Neyse, 5–10 dakika uzayabilir! Önemli değil" diye düşünür...Saat 11'e geldiğinde artık dayanamaz ve başlar dıt dıt kornaya basmaya...O da ne? Evden hala ses yok..
Birkaç dakika sonra tekrar dıt dıt... Gene çıt yok....
Artık kadın iyice sinirlenmeye başlar ve hiç aralıksız kornaya basar.....
Daaaaaattttttt !!!!! daaaatttttt...!!!!!!
Derken pencereden yarı çıplak vaziyet de genç avukat çıkar ve eşine seslenir :
— Sevgilim!!! Sen bugün git, benim ne zaman geleceğim belli değil... Kadın fikrini değiştirdi.. Cenazemi belediye kaldırsın diyoooor.....

Isıriiy da !!

Beykoz dolaylarında vatandaşlar sokak köpeklerinden muzdariplermiş,
Daha fazla dayanamayarak belediyeye başvurmuşlar.
Belediye köpekleri toplamaya başlamış.
Durumu merak eden Karadenizli vatandaş da ilgili birime uğramış ve Veterinere köpekleri ne yaptıklarını sormuş.
Veteriner;
— Kısırlaştırılıp serbest bırakıyoruz, deyince.
Sinirlenip:
— Dohtor Bey, bu köpekler bizi şeyytmiy, ısiriy da!!

8 Eylül 2007

Mühendisleri Fıtık Eden Sorular!!

— Yahu sen inşaat mühendisiydin di mi?
— Evet?
— Baksana bu bina yıkılır mı?
— Ne bileyim ben, bisürü testi var bu işin öyle karpuza vurur
gibi anlaşılmaz bu işler!
— Ne biçim mühendissin sen be?

— Ne çıkacan mezun olunca?
— Gemi inşaat muhendisi.
— Ha, kaptan felan yani.
— Yok, ebe olacaz.

— Mesleğin ne evladım?
— Kimya mühendisiyim amca.
— Sabun, şampuan felan...
— Yok amca öyle değil; daha bi zor.

— Abi senin bölüm bilgisayardı di mi?
— Evet?
— Ya 6 haneli icq numarası nası alyoruz? Öğretmişlerdir size....
— Tabi tabi. Okulda ders var (ICQ101 diye) Öğretmediler, bilmiyorum.

—Ne mühendisisin?
—Endüstri mühendisi
—Ne endüstrisi?

Arkeoloji bölümünde okuyan bir kişi tarafından, bilgisayar mühendisliğinde okuyan bir kişiye yöneltilmiş soru:
— Abi sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun dimi?
— Evet.
— Size hackerr17;lik yapmayı öğretiyorlar mı, böyle bir ders var mı?
— Siz de tarihi eser kaçakçılığı diye bir ders var mı?
- ???!

— Abi nerde okuyodun sen?
— Makine mühendisliği
— 4 yıllık mı?

— Ne mühendisisin?
— Bilgisayar
— Bu bilgisayarlar nasıl çalışıyorlar kuzum?
— İçlerinde elektronik devreler var, ikili mantığa göre...
- ?
— Boş ver, sen tak fişi çalışır onlar.

— Ne mühendisisin?
— Bilgisayar
— Yahu bizim oğlana şöyle iyi bişey, oyunlu falan, toplasak kaça çıkar?

— Sen makine mühendisiydin demi?
— Evet amca.
— Vallahi tebrik ederim seni. ya bu arada bizim şofben bozuldu,
müsait olduğun bir zaman diyordum.

— Yavrum inşaat mühendisi mi olacaksın sen?
— Evet teyzecim.
— Ayy canm benim peki iş miş bulabilecek misin çıkınca,
master yapacak mısın? Master yapmadan da bir anlam yok
artık. Mühendis kaynıyor ortalık.
— Saol ya. Bunları hatırlattın ya huzura kavuştum şimdi. Bozmasaydın ya şu güzel ortamı,
daha iyi olmaz mıydı?

— Ne iş yaparsın sen?
— Haberleşme mühendisi
— Yahu bu nokialarda radarın yeri tespit ediliyo mu? Nasıl oluyo o ?
Benim bu telefona nerden müzik yüklenir ? Sen şimdi telefon felan yapabiliyon mu bana
da yap .. Bu uydu kanallar şifresiz felan nasıl izleniyo onun bi aleti varmış, var mı sende ?

— Senin okuduğun bölüm ne yeğenim?
— Genetik mühendisliği diyorlar teyzecim.
— Vah vah tıp fakültesi tutturamadın mı yavrum, böyle genetik
mühendisi olucan.?
— Kandan cerahatten pek hoşlanmam.

— Hmm yazılım mühendisliği nasıl oluyor o?
— Bilgisayar yazılımı üzerine.
— Yazı mı yazyorsun yani bilgisayarda?
— Evet yazı yazıyorum bilgisayarda. (la havle)

— Ahmet makine mühendisliği zor muydu?
— Tabi olum. termo, mukavemet, akışkanlar.. Bunları geçene kadar
arkamdaki 40 dereden su getirdim..baya zordu hakkaten..
— Helal olsun valla. ya benim evdeki musluğa bi bakıversen birader,
damlatıyo kaç gündür.. o da akışkan sonuçta. He ne dersin?
— Allah seni bildiği gibi yapsın derim başka bişey demem.

— Sen şimdi ne okuyodun?
— Bilgisayar mühendisliği
— Evladım boşuna okuyosunuz siz, şimdiki çocukların hepsi
Bilgisayar kurdu, bizim oğlan bütün gün internet cafede.
— Tabii amca, anlıyorum...

İşçilerin yeni girmiş makine mühendisi hakkındaki yorumları:
— Bak mesela şu yeni giren mühendis var ya.
— hee.
— CNC nin "S" sinden bile anlamıyo.
— CNC de "S" var mı ki lan?
— Neyse işte anlamıyo...

— Ne okuyorsun sen?
— Peyzaj mimarlığı
— Ne yapar o?
— Doğal çevreyi bozmadan insan gereksinimlerini karşılamak
için incelemeler ve planlar yapar. Kentlerdeki parkların,
bahçelerin, tarım alanlarının ve yolların....
— Ha yani bahçıvan olucan!
- !!!!

— Oğlum sen nerde okuyordun yahu?
— Meteorolojide teyze
— Hııı, sen şu tv”ye çıkıp hava durumunu sunanların okulunu
okuyon öyle mi ?
— Yok, teyze biz onu okumuyoruz. Biz o bilgileri onlara siz
bilgilenin diye veriyoruz ve onlarda sizlere tv aracılığıyla sunuyor
— Ya evladım niye kafamı karıştırıyorsun ya
— Ben ne yaptım teyze?
—Ya sen şimdi tv"ye çıkıp sunmayacak mısın?
— Tamam, teyze çıkacam ve sunacam. Hatta sana selam söyleyecem..

3 Eylül 2007

Nesli Tükenen İnsanlar..



Sayfa Bulunamadı

Sigara içmeyen şehirlerarası otobüs şoförü
Siz istemeden fiş veren küçük esnaf..
Arabasının üzerine bavullarını saran Almancılar
Bu kıyafet size yakışmadı diyen tezgahtar,
Emniyet kemeri takan taksi şoförü,
Trafikte küfür etmeyen araç şoförleri,
Kadınların dişilikten daha çok insan olduklarını düşünen erkekler ,
Şarkıları, müzikleri ile sözlerini bağdaştırarak söyleyen şarkıcılar (günümüzde bu olay" altı şişhane üstü Kasımpaşa" niteliğinde),
Verdiği üç kuruşu vergi zannetmeyen esnaf-tacir
Yalan söylemeyen politikacı(böyle bir şey hiç oldu muydu ki)
Bayramlarda el öpünce para veren yaşlılar...
Tabiî ki de ve atıyorum demeden konuşabilen genç
Traş olmuş ve koku sürmüş taksi şoförü,
Kapısında toplanmış kedileri uzaktan gördüğünde ne dükkânı
olduğunu anladığın güvenilir mahalle kasapları,
Siz söylemeden çiçek alıp gelen erkek arkadaş
Yağmurlu ve karlı havalarda da sizi almaya can atan taksiler
Yolların ve trafik kurallarının kendilerine özel olduğunu zannetmeyen sürücüler
Sabah sabah tanımadığı insanlara günaydın diyerek gülümseyen
insan türü
İşi bilmeyen ama kendi hatalarını açıkça söyleyip, kabullenen patronlar
Karısı çirkin ve şişman bile olsa, gözü ondan başka kimseyi görmeyen erkekler
Bayan yolcuları dikiz aynasından dikizlemeyen muavin
Altın günleri yerine evde oturup kitap okumayı tercih eden ev kadınları
Yaya geçidinden geçen yayaları/yayayı görüp geçmesi için yavaşlayan hatta duran şoförler.
Hep daha fazlasını istemeyen, sadece ve sadece halkını düşünen politikacılar.
Sağa, sola manevralarda "sinyal" veren, etrafını kontrol ederek, gerektiği gibi araç kullanan, gereksiz klakson çalmayan, makasa girmeyen minibüs şoförü.
Güler yüzlü devlet çalışanı. (Bu canlının soyunun tükenmesinde devlet etmeni büyük rol oynamıştır.)
Bayan adı ve maili kullanarak kurbanın bilgisayarına girmeye çalışmayan erkek hacker türü. (HackeropatusKiddus)
Belediye otobüsüne bindiğinizde selamınızı alan şoförler... (ben genelde günaydın falan derim de)
Çayınıza kaç şeker attığınızı bilen arkadaşlar:-)
Psikolojisi normal olan insanlar
Hastanede görevi hastabakıcılık olup da hasta yakınlarından para almadan iş yapan bakıcılar..
"Abi ben karşının şoförüyüm" yalanını söylemeden erkekçe "abi ben yeni başladım" diyen taksi şoförleri..
Vatandaşı "oy pusulası" olarak değil de insan olarak gören politikacılar..
Km.saati ile oynama yapmadan 2.el araç satan galericiler...
Asıl görevlerinin büyük şirketlere eğitim vermek değil de, üniversite öğrencisi yetiştirmek olduğunu düşünen ve uygulayan Hocalar..
5 dakika korna çalmadan ilerleyebilen minibüs şoförleri
Simidini paylaşan amca...
Sırtınızı sıvazlayan dost...
İstemeden zam veren patron
Dizini dövmeyen babalar
Küfretmeyen Taraftar,
Taraf tutmayan Hakem,
Rüşvet almayan gümrük memurları
Yerlere çöp ve sigara izmariti atmayan düşünceli insanlar


Dost sanma şanlı vaktinde yanında olanı, Dost bil zor vaktinde yanında olanı

Siz Bilirsiniz!

Çölde konuşlanmış bir Amerikan birliğine yeni bir komutan atanır.Komutan geldiği gün bütün birliği gezerek bilgiler alır.Bir çadırın yanına bağlanmış bir deve görür.Kendini gezdiren askere;
— Bu deve niçin burada?
— Burada biliyorsunuz hiç kadın yok. Askerlerin de bazen olağan gereksinimleri oluyor. Deve onun için burada...
Komutan bunu anlaşılabilir bir gereksinim olarak kabul eder ve devenin kalmasında bir sakınca olmadığını söyler.Aradan günler geçer. Bir gün komutan askeri çadırına çağırır:
— Hadi bakalım getir şu deveyi bana!
Asker deveyi tuttuğu gibi getirir. Komutan deveyi çadırın içine sokar.
Devenin arkasına bir cephane sandığı koyar ve üstüne çıkar.
Bu sırada seyretmekte olan askere sorar:
— Bu iş herhalde böyle yapılıyor, değil mi asker?
Asker biraz şaşkın, yanıtlar:
— Şey. Komutanım aslında pek de öyle sayılmaz. Kadın ihtiyacı olan askerler, deveye binip en yakin kasabadaki bara gider. Ama yine de siz bilirsiniz!

1 Eylül 2007

Surpriiz!!

Bu; kuru fasulye'ye bayılan bir adamın hikâyesidir;
Yaşamında kuru fasulyeye aşırı düşkünlüğü onu her zaman utandırmıştır.Bir gün âşık olur. Evlilik kesinleştiğinde;"karım benim bu durumuma katlanamaz" diyerek fasulye yemekten vazgeçer.
Evlendikten bir kaç ay geçer, işten eve gelirken yolda arabası arızalanır.Evi arayıp geç gelebileceğini söyler, telefonu kapatır..Yolunun üzerindeki lokantanın yanından geçerken fasulye kokusu etrafını sarmıştır, nasıl olsa yolun uzun olduğunu ve fasulye yese bile etkisinin eve varıncaya kadar geçeceğini düşünür.İçeri girip üç büyük porsiyon kuru fasulyeyi götürür.
Tüm yol boyunca "pıt-put" ata ata eve gelir.Eşi onu kapıda karşılar ve heyecanla;
— Sevgilim, akşam yemeğine en güzel sürprizi hazırladım, der ve gözlerini bandajla bağlar.Gözleri bandajlı eşini mutfak masasının başına oturtur.Bandı açmaması için de söz alır..
Bu sırada gaz sancısı içindedir. Tam karısı gözündeki bandı çıkaracakken telefon çalar. Karısını telefona gitmesi onun için büyük bir fırsattır. Ağırlığını bir bacağına verir salar. Sadece gürültülü çıktığı ile kalmaz, bozuk yumurta gibi de kokar. Soluma zorluğu çektiğinden etrafındaki havayı dağıtmak için peçeteyi kullanır. Tam rahatladım derken ayağını kaldırıp "rriiiipppp"
diye salar. Bu kez gerçek bir sıkışmadır. Camlar zıngırdayıp, masadaki tabaklar yerinden oynamıştır. Tedirgindir, bir taraftan da karısının hala telefonla konuşup konuşmadığını izler.Söz verdiği için gözündeki bandı çıkarmaz.Neyse ki karısı konuşmaya devam etmektedir..
Adam on dakika boyunca hep böyle salıp, peçeteyle kokuyu uzaklaştırmıştır. Telefondaki "bye-bye" lardan konuşmanın bitmekte olduğunu anlayınca (yalnızlığının ve özgürlüğünün sonunu işaret eden) peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakır ve ellerini üzerine koyar.
Adam; eşi geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu çizmektedir.
Karısı;
— Hayatım konuşmam uzadı, özür dilerim! Gözündeki bandı açtın mı? Yoksa açtın mı?. ,

Kocası;
— Söz verdim, açar mıyım hiç!! diye karşılık verince.

Karısı;
—Sürpriz! diye haykırarak gözündeki bandajı kaldırır.
Adam; dehşetle, doğum gününü kutlamak için gelen ve masanın etrafına oturmuş olan, oniki kişiyi görür..

Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails