11 Ağustos 2007

Teknoloji Dediysek..

Fırtına apansız bastırınca, koca gemi bir anda denizin dibini boyladı.
Adam, ıssız bir adanın sahilinde gözlerini açtı.
Ne gelen vardı ne giden...Ne araç vardı ne gereç...İstersen muz ve hindistancevizi, istemezsen muz ve hindistancevizi...
Hayati boyunca evi dışında beş yıldızlı otellerden başka yere adımını atmadığından, bir süre ne yapacağını bilemedi...
Sonra dört ay boyunca muz yeyip, hindistancevizi suyu içti.
Geçmişte kalan o güzel günleri düşünerek gözlerinidenize dikip, kendisini kurtaracak gemiyi beklemeye koyuldu...
Bir gün sahilde uzanmış yatarken, gözünün ucunda bir hareket hissetti.
O da ne?
Bir sandal ve kürekte o güne dek gördüğü en müthiş kadın...
Son sürat geliyor...
İnanamadı...
- Nereden geliyorsun ? diye haykırdı ve ekledi "Buraya nasılgeldin?"

- Adanın öteki tarafından.. dedi kadın; "gemi batınca oraya çıktım.""Ne şans, benden başka kimsenin kurtulduğunu sanmıyordum.
- Kaç kişisiniz ?
- Başka kimse yok, sadece benim. Sandal da gemiden değil. Gemiden çöp yok...
Adamın aklı karıştı...
-O halde sandalı nereden buldun?
- Basit" dedi kadın."Adada bulduğum malzemeyle yaptım...Kürekler sakız ağacı... Zemini palmiye dallarından ördüm, yanlar okaliptüs..."
- Ama ama bu imkânsız, aletlerin yok, nasıl becerdin ? dedi adam.

- Pek de sorun olmadı. Öteki tarafta sıra bir alüvyon kaya oluşumu var. Fırında belli dereceye ısıtılınca işlenebilir yumuşaklıkta demir elde ediliyor. Alet yapmak için kolayca kullandım... Boş ver bunları. Hadi göster, nerede yaşıyorsun ?
Bön bir ifadeyle orada yaşadığını itiraf etti adam...
Aylardır oracıkta sahilde yatıp kalktığını...
- Öyleyse bana gel benim yerime...diyerek kadın küreklere asıldı.
Bir kaç dakika sonra küçücük bir iskeleye yanaştılar...

Adam sahile göz atınca az daha sandaldan düşüyordu.
Mavi beyaz boyalı kulübeyle, iskele arasına taş döşeli yürüme yolu bile yapılmıştı!Eve girerlerken kadın omuzlarını silkti;
- Pek rahat sayılmaz ama ben yine de ev diyorum işte...Otur lütfen, bir şey içer misin ?
- Hayır, hayır teşekkürler...dedi adam.
Şaşkınlığını hala üzerinden atamamıştı;
- Daha fazla hindistancevizi suyu içemeyeceğim artık... Tahammülüm kalmadı...
- Hindistancevizi suyu değil ki... İmbiğim var, Pink Colado'ya ne dersin?
Adam hayretini gizlemeye çalışarak ikramı kabul etti.
Kanepeye oturarak ikisi de birbirlerinin hayat hikâyesini dinledikten sonra kadın;
- Üzerime rahat bir şey giyeceğim, diyerek ayağa kalktı.Duş yapıp traş olmak ister misin? Üst kattaki banyo dolabında jilet var.
Adam artık olayı sorgulamaktan tamamen vazgeçmişti...
Banyoya girdi, dolapta kemik bir sapın içine sıkıştırılmış oynak mekanizmalı iki deniz kabuğundan yapılma ustura onu bekliyordu...
"Bu kadın inanılmaz diye mırıldandı..."

- Bakalım bundan sonra ne var?
Döndüğünde kadın onu gardenya kokuları içinde, stratejik bölgeleri uzum yapraklarıyla örtülü olarak karşıladı... Sadece üzüm yaprakları...Yanına oturmasını istedi. Sonra yavaşça sokularak fısıldadı;
- Söyle bana yakışıklı, ikimiz de uzun suredir bu adadayız... Çok yalnız olmalısın, eminim şu anda yapmak için kıvrandığın bir şey var...Hani burada tek başına geçirdiğin aylar boyunca en çok yapmak istediğin... Anlıyorsun değil mi?
Gözlerinin içine bakıyordu...
Adam duyduklarına inanamadı...
- Yani...Buradan e-mailimi de kontrol edebilir miyim?

Hiç yorum yok:

Add to Google Reader or Homepage  Subscribe in a reader Powered by FeedBurner EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu Subscribe with Bloglines Blog Directory Crude Humor Blogs - BlogCatalog Blog Directory Subscribe in NewsGator Online Add to The Free Dictionary

EL SANAT OUR BEAUTIFUL HOUSE&GARDEN

Information

Fıkra Sevenlere.. - Blogged Blog Directory - OnToplist.com

İzleyiciler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails